Historical Development of Kocaeli Industry in the Ottoman Period and An Analysis of the Ottoman Industrialization Efforts

Abstract: In the scope of this study, the development of Kocaeli Industry is examined along accompany of industrialization efforts in Ottoman Empire and the adventure experienced in transformation of traditional economic system of empire through this process. Within the framework of industrialization efforts in the 19th century, some basic natures of Ottoman economic system that had been ongoing by protection in general frame were converted in this cause -with a big effort spread to decades- and it has been made more convenient with the terms of current industrial development. As approaching to the end of the 19th century, Ottoman economy was able to adapt to the new conditions brought about by industrial revolution, as a result of continuous efforts in a persistent manner despite the failures in industrial investments occurred in the early stages. More clearly, some of the industrial investments made in this process were successful to such an extent that can produce with international standards. However, economic and political policies in the period of the Committee of Union and Progress have almost destroyed the industrialization gains of one hundred years, which finally came to adaptation stage with European industry. Today’s city of Kocaeli constituted one of the most important parts of mentioned industrialization process that was ongoing in the 19th century. Factories established in Sanjak of Izmit in this process transformed Izmit city (Kocaeli) into an industrial centre in terms of textile industry, which is the most important sub-branch of Ottoman industry. In this study, it is deduced that this situation had a significant effect on the city of İzmit (or Kocaeli) to be considered as an alternative place for establishment of industrial investments during the early Republic period.

Keywords: History of Kocaeli industry, Ottoman industrialization, Industrial development.

Osmanlı Döneminde Kocaeli Sanayiinin Tarihi Gelişimi ve Osmanlı’da Sanayileşme Çabalarının Analizi

Özet: Çalışma kapsamında Kocaeli Sanayiinin gelişimi, Osmanlı’daki sanayileşme çabaları ve bu süreçte imparatorluğun geleneksel iktisadi sisteminde yaşanan dönüşüm serüveni eşliğinde incelenmektedir. 19. yüzyıldaki sanayileşme çabaları çerçevesinde, yüzyıllardır genel hatlarıyla korunarak süregelen Osmanlı iktisadi sisteminin bazı temel nitelikleri, -onyıllara yayılan bir çabayla- bu uğurda dönüştürülerek sınaî kalkınmanın koşullarına daha uygun hale getirilmiştir. Gerçekleştirilen sınaî yatırımlarda ilk aşamada yaşanan başarısızlıklara rağmen ısrarlı bir şekilde sürdürülen çabalar neticesinde, 19. yüzyılın sonlarına yaklaşılırken Osmanlı ekonomisi artık yeni koşullara intibak edebilmiş durumdadır. Öyle ki, bu süreçte gerçekleştirilen sınaî yatırımların bir kısmı uluslararası standartlarda üretim yapabilecek ölçüde başarı sağlamıştır. Ancak İttihat ve Terakki dönemindeki iktisadi ve siyasi politikalar, nihayet Avrupa sanayii ile intibak aşamasına gelmiş olan yüz yıllık sanayileşme kazanımlarını adeta yıkıma uğratmıştır. 19. yüzyıl boyunca devam eden sanayileşme ve fabrikalaşma sürecinin en önemli halkalarından birini de bugünkü Kocaeli şehri teşkil etmiştir. Bu süreçte İzmit Sancağı’nda tesis edilen ve Osmanlı sanayiinin en önemli alt kolu olan dokuma sanayii açısından İzmit Sancağı’nı bir sanayi merkezine dönüştüren fabrikaların, erken Cumhuriyet dönemindeki ilk büyük sanayi yatırımları için şehrin bir kuruluş yeri namzedi olarak değerlendirilmesinde de etkili olduğu düşünülmektedir.

Anahtar kelimeler: Kocaeli sanayi tarihi, Osmanlı’da sanayileşme, Sınaî kalkınma.

Multiculturalist Media and TRT Kurdi in Turkey in the Contex of Multiculturalism

Abstract: Multiculturalism notion has coincided with postmodern era with respect to multicultural sense and policies in the world, even though the notion itself has a long historical background. Emerged in an era where old policies toward ethnic minorities and natives have become obsolete, multicultural view is still recognized and applied hand in hand with alternative views. As a matter of debate in 1990s, while not put into practice until 2000s in Turkey, multicultural liberal policies have found themselves wide media coverage in recent years. Therefore this study aims to shed a light on the process of launching TRT KURDI as the first multiculturalist broadcasting example in Turkey through investigating media examples from Turkey within the public broadcasting frame.

Keywords: Multiculturalism, Multicultural, Turkey, TRT, KURDI.

Çokkültürlülük Bağlamında Türkiye’de Çokkültürcü Medya ve TRT Kürdi

Özet: Çokkültürlülük kavramı uzun bir geçmişe sahip olsa da çokkültürcü anlayış ve politikalar anlamında modern sonrası zamana denk gelmektedir. Etnik azınlıklara ve yerlilere yönelik geçmiş politikaların artık etkisini yitirdiği bir dönemde ortaya çıkan çokkültürcülük yaklaşımı, günümüz açısından, alternatif yaklaşımlarla birlikte halen anılmakta ve uygulanmaktadır. Türkiye’de de, 1990’lı yıllarda çeşitli nedenlerle dile getirilen, ancak uygulama açısından 2000’li yıllarda örneklerini gördüğümüz çokkültürcü liberal politikalar, medyaya da yansımıştır. Bu nedenle çalışmada söz konusu çokkültürcü politikaların Türkiye özelinde, medya örneklerine, kamu hizmeti yayıncılık anlayışı çerçevesinde değinilecektir. Bu bağlamda Türkiye’deki ilk çokkültürlü kamu hizmeti yayıncılık örneği olan TRT KÜRDİ’nin açılmasıyla sonuçlanan sürece dikkat çekilecektir.

Anahtar kelimeler: Çokkültürlülük, Çokkültürcülük, Türkiye, TRT, KÜRDİ.

Gender Discrimination in Turkish Sport Press: A Case Study on Fotomaç and Fanatik Newspapers

Abstract: The system of social values attributes masculinity an exclusive position. The man considers deserving this privileged position because of handling hard works in society. Starting in the family, gender knowledge is learned in social relations. Media, as an instrument of delivering this gender knowledge, plays an important role in socialization process. The separation that determines the femininity or masculinity in accordance with social genders, are implemented in every field of society by social institutions. Paternal social system is the main reason causing the gender-based discrimination. In paternal societies, the woman exists with her traditional roles. In contrast to the women whose duties are raising children and cleaning the house, the man is symbolized with strength, and durability and assigned with vital duties. As in the most fields of the society, the women are inferior to the men. The sport that is symbolized with strength, competition, ambition and conflict takes the women as a second class because of their lack of physical strength. Therefore, the inequality between the man and the woman is the main point in this study. Also, male dominance, which is spread via news of sport media, is another important point on which this study focuses. For the research, Turkish sport press was chosen. Fotomaç and Fanatik are the two leading newspapers in Turkish sport press. So, The sport news in Fotomaç and Fanatik published in 2013, 2014 and 2015 will be examined just for a whole week time period in order to find out gender discrimination.

Keywords: Gender, Sexism, Sports, Sporting Press, Discrimination.

Türk Spor Basınında Cinsiyet Ayrımcılığı: Fotomaç ve Fanatik Gazeteleri Örneği

Özet: Toplumsal değerler sistemi erkekliğe ayrıcalıklı bir konum sunmaktadır. Erkekler, toplumsal alanda kendilerine yüklenen ağır işler sebebiyle bu ayrıcalıklı konumu hak ettiklerini düşünürler. Ailede başlayan toplumsal cinsiyet öğrenimi, sosyal ilişkilerle devam ettirilir. Bu öğrenimi kitlelere yayan bir araç olarak medya, toplumsallaşma sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Toplumsal cinsiyetlerine göre kadınlığı ve erkekliği belirleyen ayrıştırma, ayrımcılık anlamı yüklenerek, sosyal kurumlar tarafından toplumun her alanında sürdürülmektedir. Ataerkil sisteme dayalı toplum yapısı, cinsiyet temelli ayrımcılığın ortaya çıkmasındaki başlıca sebeplerden birisidir. Ataerkil topluluklarda kadınlar her zaman geleneksel rolleriyle var olurlar. Çocukları büyütmek ve temizlik yapmak gibi sorumluluklar yüklenen kadının aksine erkek, gücün ve dayanıklılığın simgesi olarak görülür ve önemli işlerle görevlendirilir. Toplumun her alanında olduğu gibi kadınlar spor alanında da ikinci plana itilmektedir. Güç, rekabet, hırs ve çatışma konularıyla özdeşleştirilen spor alanı, erkekler kadar fiziksel güce sahip olmayan kadınları yok saymaktadır. Bu nedenlerden dolayı, spordaki kadın ve erkek eşitsizliği, bu çalışmanın odaklandığı temel noktadır. Spor basınının haber söylemi aracılığıyla yayılan erkek egemenliği konusu da bu çalışmanın üzerinde durduğu diğer bir önemli konudur. Bu bağlamda Türk spor basını, çalışmanın araştırma bölümü için seçilmiştir. Türk spor basının en önde gelen iki gazetesi, Fotomaç ve Fanatik gazetelerin 2013, 2014 ve 2015 yıllarındaki birer haftasına ait sayıları incelenip, cinsiyet ayrımcılığına yönelik bulgular araştırılmıştır.

Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyetçilik, Spor, Spor Basını, Ayrımcılık.

The Human Nature and the Notion of Society in Renaissance Political Theory: From Machiavelli to Hobbes

Abstract: This study focuses on how the human nature and the the notion of society were evaluated during the period starting from Machiavelli to Hobbes and the position of such an understanding within the system of these philosophers. However, the article also considers the discussions on human nature and society including the Greek philosophers from Plato and Aristoteles to Eastern philosophers, such as Farabi and Avicenna. Thus, a comparison of the previous era and the subject matter has ben established. The discussions around the human nature have a principal role for the philosophers in forming their own systems. Like Machiavelli advises the leader to be cautious due to the greedy and selfish human nature, Hobbes considers the human beings tend to focus on their own interests as a result of human nature and that they are in a constant battle with each other, therefore, he develops a system of domination which would turn this state of war into a state of peace. On the other hand, the philosophical discussions on the human nature drawing on how human beings differ from other beings argue that the formation of the society depends on the needs and lack of human nature.

Keywords: Human Nature, Political Theory, Hobbes, Machiavelli, Society.

Machiavelli’den Hobbes’a Rönesans Dönemi Siyaset Teorisinde İnsan Doğası ve Toplum Anlayışı

Özet: Bu çalışma Machiavelli’den başlayıp Hobbes’a kadar uzanan süreçte insan doğası ve toplum anlayışının nasıl ele alındığına ve bu anlayışın düşünürlerin kendi sistemlerindeki yerine odaklanmaktadır. Fakat çalışmada Yunan düşünürler Platon ve Aristoteles›ten başlayıp, Doğu düşünürleri Farabi ve İbn-i Sina’ya kadar insan doğası ve toplum tartışmalarına da yer verilmiştir. Böylece ele alınan dönemle, öncesinin kısa bir karşılaştırması yapılırken bu dönemin ayırıcı özelliği de gösterilmeye çalışılmaktadır. İnsan doğası tartışması düşünürler için kendi sistemlerini oluşturmada kilit rol oynamaktadır. Bundan dolayı Machiavelli, insanın açgözlü, çıkarcı olduğunu düşündüğü için yöneticiye dikkatli olması gerektiğini söylediği gibi, Hobbes, insanın doğası gereği kendi çıkarını düşünmeye yöneldiğini ve insanın insanla süren sonsuz bir savaşım içinde olduğunu düşündüğü için bu savaş halini bir barış hali olarak tesis edecek bir egemenlik sistemi geliştirmektedir. Diğer taraftan, düşünürlerin insan doğası tartışmaları, insanın diğer varlıklardan hangi yönüyle farklılaştığına dikkat çekerken, toplumun oluşma nedeni de yine insanın doğası gereği duyduğu gereksinimler veya doğasındaki eksiklikler itibariyle var olabileceğine odaklanmıştır.

Anahtar kelimeler: İnsan Doğası, Siyaset Teorisi, Hobbes, Machiavelli, Toplum.

Analysis of the Fictitious Characters of Zülfü Livaneli’s Novel “Bliss” in Terms of Gender

Abstract: Literature and literary, has always been and always will continue to be in the lives of individuals and community and it’s an area for expressing intensively about community specific cultural elements. Novel, in many ways reflects individual’s and society’s characteristics as a literary work. In this study, representative of different femininity and masculinity on Zülfü Livaneli’ s novel Bliss’ characters were aimed to investigate within the context of gender. In the novel, Meryem who was raped by her uncle, was claimed to ‘needs to be killed’ because of so-called honor and also due to this understanding, this task was found appropriate for Meryem’s uncle’s son, Cemal. The novel reflects the pressure on women and gender discrimination. In this novel women seems to be the symbol of honor and men seems to be responsible for this honor. Writer highlights the pressure on men and women caused by gender roles. In this study, gender and gender roles in Turkey were discussed and increasing awareness of gender and gender roles were aimed.

Keywords: Zülfü Livaneli, Bliss, gender, gender role.

Zülfü Livaneli’nin Mutluluk Romanı Karakterlerinin Toplumsal Cinsiyet Bağlamında İncelenmesi

Özet:
Toplum ve bireylerin hayatında her zaman var olmuş ve var olmaya devam edecek olan edebiyat ve edebi eserler, topluma özgü kültürel öğelerin anlatıldığı, ifade edildiği alanlardır. Bir edebi eser türü olarak romanlar, birçok açıdan toplumun ve o toplumdaki bireylerin özelliklerini yansıtmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’deki farklı erkeklik ve kadınlık hallerini resmeden Zülfü Livaneli’nin mutluluk romanında yer alan karakterlerin, toplumsal cinsiyet rolleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bir nitel araştırma yöntemi olan kültürel analiz kapsamında söylem analizi yapılmıştır. Romanda, amcası tarafından tecavüze uğrayan Meryem’in “töre” anlayışından ötürü öldürülmesinin gerektiği ve yine bu anlayıştan ötürü bu görevin, Meryem’in amcasının oğlu olan Cemal’e uygun görülmesi anlatılmaktadır. Türkiye’de kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığını resmeden, kadının namus abidesi ve erkeğin de namus bekçisi haline getirilişini anlatan romanda, toplumsal cinsiyet rollerinin kadın ve erkek üzerinde nasıl baskı oluşturduğu yansıtılmaktadır. Bu çalışma sonucunda, romanın toplumsal cinsiyet konusuyla ilgili, özellikle Türkiye’de kadının konumu ve namus algısı ile ilgili derinlemesine bir kültürel görünüm sunduğu anlaşılmıştır. Çalışma ile Türkiye’de toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rolleri ele alınarak, başta bu konular ile ilgilenenler olmak üzere sosyal bilimlere ilgi duyanların, edebiyatseverlerin ve en genelde toplumun duyarlılığının artırılması amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Zülfü Livaneli, Mutluluk, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet rolü.

Reflection of Modernism and Postmodernism Processes on Consumption Culture

Abstract: Modernism concept expresses the transition from the old to the new, and a process which consists of differentiation of life styles, individualization, and a social structure not depending on traditional structure and which shapes individual-society-state relationship in terms of social, economic and political aspect. Postmodernism concept, suggested as a solution to the dilemma that modernism fell into, reflects a period when radical changes were experienced in numerous fields related to social change and transitions and also in production and consumption ways with the effect of the factors such as changes experienced in globalization, information and communication technologies and spreading of mass communication devices.
Modernization has brought along a transition from the production society to the consumption society. Increase of production capacity and change of production ways has mandated change of consumption ways and removal of the borders in every sense by globalization. Consumption has gone beyond the vital needs such as food, drink and sheltering along with postmodernism, and has influenced an extremely large area consisting of life style and relaxation activities, and has led to the emergence of consumption culture.
Modernism, postmodernism and consumption culture concepts are dealt with in the present article and evaluations of these concepts are scrutinized. In shaping of the consumption culture making up the basic problem of the article, the effects and reflections of modernism and postmodernism processes are revealed.

Keywords: Modernism, Postmodernism, Consumption Culture.

Modernizm ve Postmodernizm Süreçlerinin Tüketim Kültürüne Yansımaları

Özet: Eskiden yeniye geçişi ifade eden modernizm kavramı yaşam tarzlarının farklılaşmasını, bireyselleşmeyi, geleneksel yapıya bağlı olmayan bir toplumsal yapıyı içeren ve sosyal, iktisadi ve siyasi açıdan birey-toplum-devlet ilişkisini şekillendiren bir süreci ifade etmektedir. Modernizmin içine düştüğü çıkmaza çare olarak ortaya atılan postmodernizm kavramı ise küreselleşme, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan değişim, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması gibi faktörlerin etkisiyle toplumsal değişim ve dönüşüme ilişkin pek çok alanda olduğu gibi üretim ve tüketim şekillerinde de köklü değişikliklerin yaşandığı bir dönemi yansıtmaktadır.
Modernleşme, üretim toplumundan tüketim toplumuna geçişi beraberinde getirmiştir. Üretim kapasitesinin artması ve üretim şekillerinin değişmesi, küreselleşme ile her anlamda sınırların kalkması tüketim şekillerinin değişmesini zorunlu kılmıştır. Postmodernizmle birlikte ise tüketim sadece yeme, içme, barınma gibi zorunlu ihtiyaçların ötesine geçerek hayat tarzı ve dinlenme faaliyetlerini de kapsayan son derece geniş bir alanı etkisi altına alarak tüketim kültürünün ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Bu makalede modernizm, postmodernizm ve tüketim kültürü kavramlarına yer verilerek bu kavramlara yönelik değerlendirmeler üzerinde durulmaktadır. Makalenin temel problematiğini oluşturan tüketim kültürünün şekillenmesinde, modernizm ve postmodernizm süreçlerinin etkileri ve yansımaları ortaya konmaya çalışılmaktadır.

Anahtar kelimeler: Modernizm, Postmodernizm, Tüketim Kültürü.

Consumer Price Index Forecast with Adaptive Neuro Fuzzy Inference System

Abstract: Alternative methods have been proposed for time series prediction in last years. Adaptive neuro fuzzy inference system (ANFIS) is the most used fuzzy inference system in literature for prediction problem. In this study, the performance of ANFIS in forecasting consumer price index is examined, and the results of the consumer price index estimation in time period, on which ANFIS method is applied, are interpreted.

Keywords: Fuzzy inference systems, Time series, ANFIS.

Tüketici Fiyat Endeksinin Uyarlamalı Ağa Dayalı Bulanık Çıkarım Sistemi ile Kestirimi

Özet: Son yıllarda zaman serisi tahmini için birçok alternatif yöntem önerilmiştir. Uyarlamalı ağa dayalı bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) öngörü problemi için literatürde en çok uygulanan bulanık çıkarım sistemidir. Bu çalışmada tüketici fiyat endeksinin kestiriminde ANFIS’in performansı incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ANFIS yöntemi ile ilgilenilen zaman aralığındaki tüketici fiyat endeksinin kestiriminde ulaşılan sonuçlar yorumlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Bulanık çıkarım sistemleri, Zaman serileri, ANFIS.

Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 25/10/2007 tarihinde Lanzarote’de imzalanan ve 25/11/2010 tarihli ve 6084 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi”nin onaylanması; Dışişleri Bakanlığının teklifi üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/7/2011 tarihinde onaylanmış ve 10 Eylül 2011 tarih ve 28050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Önsöz
Avrupa Konseyi Üye Devletleri ile diğer imza edenler;
Avrupa Konseyinin amacının üyeleri arasında daha sıkı birlik oluşturmak olduğunu göz önünde bulundurarak;
Her çocuğun küçük olma durumunun gerektirdiği ailesi, toplum ve Devlet tarafından koruma tedbirlerine hakkı olduğunu göz önünde bulundurarak;
Çocukların cinsel sömürüsünün, özellikle çocuk pornografisi ve fuhuşunun ve çocukların her türlü cinsel istismarının, yurtdışında işlenen fiiller dahil olmak üzere, çocukların sağlık ve psiko-sosyal gelişimi açısından yıkıcı olduğunu dikkate alarak;
Çocukların cinsel sömürüsünün ve istismarının hem ulusal hem de uluslararası düzeyde, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin (ICT) çocuklar ve failler tarafından artan kullanımı ile ilgili olarak endişe verici oranlara ulaştığı ve çocukların cinsel sömürüsü ve istismarını engellemek ve bununla mücadele etmek için uluslararası işbirliği gerektiği dikkate alınarak;
Çocukların iyilik ve menfaatinin tüm üye Devletler tarafından paylaşılan temel değerler olduğunu ve hiçbir ayrım yapmadan geliştirilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak;
Çocukların cinsel sömürüsüne son verme tedbirlerinin detaylandırılması çağrısı ya¬pan Devlet ve Hükümet Başkanları Avrupa Konseyi 3. Zirvesinde (Varşova, 16-17 73 Mayıs 2005) kabul edilen Eylem Planını hatırlayarak; Çocukların ve genç yetişkinlerin cinsel sömürüsü, pornografisi ve fuhuşu ile ticaretine ilişkin Bakanlar Komitesinin R (91) 11 Numaralı Tavsiye Kararını, çocukların cinsel sömürüye karşı korunması konusundaki Rec (2001) 16 Tavsiye Kararını, Bilişim Suçları Sözleşmesini (ETS No. 185), özellikle buradaki 9’uncu maddeyi ve Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine karşı Eylem Sözleşmesini (CETS No. 197) Özellikle hatırlayarak;
İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Birleşmiş Milletler Sözleşmesini (1950, ETS No. 5), gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Haklan Sözleşmesini (1996, ETS No. 163) ve Av¬rupa Çocuk Haklarının Kullanımı Sözleşmesini (1996, ETS No. 160) akılda tutarak;
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, özellikle ilgili 34. maddesini, Çocukların Satışı, Çocuk Fuhuşu ve Çocuk pornografisine İlişkin İhtiyari Protokol, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına Dair Protokol, Uluslararası Çalışma Örgütü Çok Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesini de akılda tutarak;
Çocukların Cinsel Sömürüsü ve Çocuk Pornografisiyle Mücadeleye İlişkin Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını (2004/68/JHA), Mağdurların Cezai Takibatlardaki Durumu Hakkındaki Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını (2001/220/JHA) ve İnsan Ticaretiyle Mücadeleye ilişkin Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını (2002/629/JHA) akılda tutarak;
Bu alanda ilgili diğer uluslararası belgeleri ve programları, özellikle Çocukların Ti¬cari Amaçla Cinsel Sömürüsüne Karşı 1. Dünya Kongresinde (27-31 Ağustos 1996) kabul edilen Stockholm Beyannamesi ve Eylem Gündemini, Çocukların Ticari Amaçla Cinsel Sömürüsüne Karşı 2. Dünya Kongresinde (17-20 Aralık 2001) kabul edilen Yokohama Küresel Taahhüdünü, Çocukların Ticari Amaçla Cinsel Sömürüsüne karşı 2. Dünya Kongresine Hazırlık Konferansında (20-21 Kasım 2001) kabul edilen Budapeşte Taahhüdü ve Eylem Planını, 3. Zirveyi takiben kabul edilen ve Monako Konferansında (4-5 Nisan 2006) başlatılan “Çocuklara uygun bir dünya” Birleşmiş Milletler S-27/2 Genel Kurul Kararını ve “Çocuklar için ve çocuklarla bir Avrupa kurmak” adlı üç yıllık programını gerektiği gibi hesaba katarak;
Çocukları, fail kim olursa olsun, cinsel sömürü ve istismara karşı koruma ve mağdurlara yardım sağlama ortak amacına etkin şekilde katkıda bulunmaya kararlı olarak;
Her türlü cinsel sömürü ve istismara karşı mücadelenin önleyici, koruyucu ve ceza hukuku yönlerine odaklanan ve özel bir gözetim mekanizması kuran kapsamlı bir uluslararası belge hazırlama ihtiyacını göz önünde bulundurarak,
Aşağıdaki gibi anlaşmışlardır:

Council of Europe Convention on the Protection of Children against Sexual Exploitation and Sexual Abuse

“This convention aims to prevent the sexual exploitation and sexual abuse of children, protect child victims of sexual offences and prosecute perpetrators. With an emphasis on respecting the rights of children and keeping their best interests in the forefront, the convention covers preventive measures; criminal offences, including several entirely new offences, such as “child grooming”; protective measures and assistance to child victims and their families; “childfriendly” procedures for investigation and prosecution which are adapted to children’s special needs; intervention programmes or measures for child sex offenders; recording and storing of data on convicted sex offenders; international co-operation and a monitoring mechanism.” – From the back cover of the book including the Convention.
Lanzarote, 25.X.2007
Preamble
The member States of the Council of Europe and the other signatories hereto;
Considering that the aim of the Council of Europe is to achieve a greater unity between its members;
Considering that every child has the right to such measures of protection as are required by his or her status as a minor, on the part of his or her family, society and the State;
Observing that the sexual exploitation of children, in particular child pornography and prostitution, and all forms of sexual abuse of children, including acts which are committed abroad, are destructive to children’s health and psycho-social development;
Observing that the sexual exploitation and sexual abuse of children have grown to worrying proportions at both national and international level, in particular as regards the increased use by both children and perpetrators of information and communication technologies (ICTs), and that preventing and combating such sexual exploitation and sexual abuse of children require international co-operation;
Considering that the well-being and best interests of children are fundamental values shared by all member States and must be promoted without any discrimination;
Recalling the Action Plan adopted at the 3rd Summit of Heads of State and Governments of the Council of Europe (Warsaw, 16-17 May 2005), calling for the elaboration of measures to stop sexual exploitation of children;
Recalling in particular the Committee of Ministers Recommendation No. R (91) 11 concerning sexual exploitation, pornography and prostitution of, and trafficking in, children and young adults, Recommendation Rec(2001)16 on the protection of children against sexual exploitation, and the Convention on Cybercrime (ETS No. 185), especially Article 9 thereof, as well as the Council of Europe Convention on Action against Trafficking in Human Beings (CETS No. 197);
Bearing in mind the Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms (1950, ETS No. 5), the revised European Social Charter (1996, ETS No. 163), and the European Convention on the Exercise of Children’s Rights (1996, ETS No. 160);
Also bearing in mind the United Nations Convention on the Rights of the Child, especially Article 34 thereof, the Optional Protocol on the sale of children, child prostitution and child pornography, the Protocol to Prevent, Suppress and Punish Trafficking in Persons,
Especially Women and Children, supplementing the United Nations Convention against Transnational Organized Crime, as well as the International Labour Organization Convention concerning the Prohibition and Immediate Action for the Elimination of the Worst Forms of Child Labour;
Bearing in mind the Council of the European Union Framework Decision on combating the sexual exploitation of children and child pornography (2004/68/JHA), the Council of the European Union Framework Decision on the standing of victims in criminal proceedings (2001/220/JHA), and the Council of the European Union Framework Decision on combating trafficking in human beings (2002/629/JHA);
Taking due account of other relevant international instruments and programmes in this field, in particular the Stockholm Declaration and Agenda for Action, adopted at the 1st World Congress against Commercial Sexual Exploitation of Children (27-31 August 1996), the Yokohama Global Commitment adopted at the 2nd World Congress against Commercial Sexual Exploitation of Children (17-20 December 2001), the Budapest Commitment and Plan of Action, adopted at the preparatory Conference for the 2nd World Congress against Commercial Sexual Exploitation of Children (20-21 November 2001), the United Nations General Assembly Resolution S-27/2 “A world fit for children” and the three-year programme “Building a Europe for and with children”, adopted following the 3rd Summit and launched by the Monaco Conference (4-5 April 2006);
Determined to contribute effectively to the common goal of protecting children against sexual exploitation and sexual abuse, whoever the perpetrator may be, and of providing assistance to victims;
Taking into account the need to prepare a comprehensive inter- national instrument focusing on the preventive, protective and criminal law aspects of the fight against all forms of sexual exploitation and sexual abuse of children and setting up a specific monitoring mechanism,
Have agreed as follows:

Dilemmas of Democratization in Turkey with Special Reference to “Modernization From Above”

Abstract: The social and political structure of the Ottoman Empire and the basic principles upon which the Turkish modernization was established are to be strictly scrutinized in order to understand the problems concerning the institutionalization of democracy in Turkey. In this article, which covers the period from the establishment of the new state to 1980s, it is argued that the implementation of the “modernization from above” has undermined the consolidation of democratic institutions. That the politics in Turkey has a narrow social base exaggerated the question of institutionalization and widened the controversy between the political/bureaucratic/ military elite and the people. The populist policies which were favored especially by Democrat Party and its heirs could not surmount the issue. On the contrary, reproducing patrimonial relations, it prevented the formation of a civil and political society which might be regarded as a constituting part of democracy.
Keywords: Democracy, political culture, civil society, modernization from above, Turkey

Yukarıdan Modernleşme Bağlamında Türkiye’de Demokratikleşme Çıkmazı

Özet: Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşması ile ilgili sorunların anlaşılabilmesi için Osmanlı toplum ve siyasal yapısının dikkate alınması ve Türk modernleşmesinin üzerine kurulduğu temel ilkelerin sıkı şekilde gözden geçirilmesi gerekir. Yeni devletin kuruluşundan 1980’lere kadarki dönemi kapsayan bu makalede Türk modernleşmesinin “yukarıdan aşağıya” doğru uygulanışının demokrasinin kurumsallaşmasını ve sağlam dayanaklar üzerinde yükselmesini engellediği tartışılmıştır. Siyasetin toplumsallaşamamış olması, dolayısıyla dar bir çerçeve içinde kalması bu zaafın derinleşmesine ve siyasal, bürokratik ve askeri elitle halk arasındaki karşıtlığın kronikleşmesine yol açmıştır. Zaman zaman uygulanan popülist politikalar da bu sorunu aşamadığı gibi, patrimonyal ilişkileri yeniden üreterek demokrasinin gelişimi ile sıkı şekilde bağlantılı bulunan sivil ve siyasal bir toplumun oluşumunu engellemiştir.
Anahtar kelimeler: Demokrasi, siyasal kültür, sivil toplum, yukarıdan modernleşme, Türkiye