New Generation Drawing

Abstract: In the latest years drawing has accelerated and stand out as a frequently used form through contemporary art scene. Because of that, when examined the rise of drawing globally and the variety of productions of the contemporary drawing artists, the words and definitions used for drawing in Turkish language are limited and insufficient. So that, the English word “drawing” is defined and explained why the word “çizim” has been chosen for the equivalent of the word drawing by comparing the Turkish definitions. Examples chosen for this work are chosen and examined to reflect the variety by scanning the word drawing. Examples shows how differentiated both the definition and the perspective of drawing. In conclusion, it is pointed out that in Turkish language there are multiple words that has multiple meanings used instead of drawing. Such as; pattern, sketch, study, draft. However, this variety of words are making ambiguity in the language. Instead of the use of these multiple words it has been suggested to use the word “çizim” on the fields of art.

Keywords: Drawing, Art, New generation, Postmodernism.

Yeni Nesil Çizim

Öz: Çizim, son yıllarda güncel sanatın içinde ivme kazanmış, sıklıkla kullanılan bir form olarak dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu sebeple, çizimin tüm dünyada yükselişe geçmesi ve çizim üzerine çalışan yeni nesil sanatçılarının üretimlerindeki çeşitlilikten yola çıkarak, dilimizde çizim için kullanılan tanımlamaların kısıtlayıcı yapısı ve yetersizliği üzerinden konu incelenmektedir. Çizim kelimesinin İngilizcedeki karşılığı olan “drawing” kelimesinin tanımı yapılarak, neden “çizim” kelimesinin tercih edildiği, Türkçe’deki tanımlamalarla karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada yer alan örnekler, “drawing” kelimesi ile yapılan tarama sonucunda ulaşılan çeşitliliği yansıtacak şekilde seçilmiş ve incelenmiştir. Örnekler çizim tanımının ve bakışının günümüzde nasıl farklılaştığını göstermektedir. Dolayısıyla, dilimizde çizim kelimesini karşılayacak çeşitli tanımlamaların bulunması fakat bu çeşitliliğin kavram kargaşasına yol açmış olması sebebiyle, desen, eskiz, etüd, taslak gibi her birinin birden çok anlamı bulunan kelimelerin, sanat alanında genel isminin çizim olması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Anahtar kelimeler: Çizim, Sanat, Yeni nesil, Postmodernizm.

The Relation Between Communication Sciences and Philosophy in Social Sciences in the Process of Becoming a Discipline

Abstract: Communication sciences proceeding as a distinctive discipline within the scope of social sciences was not able to establish a proper relationship with philosophy. However, this problem stems from the epistemological difficulty of defining “phenomenon” in social sciences. “Audience research”, “discourse analysis” and “critical approach” traditions corresponding to “positivist”, “conventionalist” and “realist” epistemologies in social sciences, express various perspectives in the relation between communication sciences and philosophy. Our article renders the idea that the inheritance of mass communication theory presents communication scientists with “complicated perspectives” on communication practices. Within this variety, it is asserted that communication sciences aspiring to position itself as a distinctive discipline is supposed to adopt a perspective making it establish a closer relationship with philosophy. Based on the fact that social sciences are not a science of “social facts” but of “social phenomenon”, it is asserted that communication sciences, being a scope of the phenomenon should always be in a close relationship with philosophy, being a scope of tenets. In this context, “realist epistemology” and “critical approach” are suggested.

Keywords: Communication sciences, Philosophy, Social sciences, Phenomenon, Epistemology.

Sosyal Bilimsel Bir Disiplin Olma Sürecinde İletişim Bilimleri ve Felsefe İlişkisi

Öz: Sosyal bilimler içinde kendini özgün bir disiplin olarak geliştirme yönünde ilerleyen iletişim bilimleri, felsefe ile henüz doğru bir ilişki kuramamıştır. Fakat bu sorun, sosyal bilimlerde “olgu”nun tanımlanmasına ilişkin epistemolojik güçlükten gelen genel bir sorundur. Sosyal bilimlerdeki “pozitivist”, konvansiyonalist” ve “realist” epistemolojilere karşılık gelen “izleyici araştırmaları”, “söylem analizi” ve “eleştirel yaklaşım” gelenekleri, iletişim araştırmalarının felsefeyle ilişkisindeki farklı perspektifleri ifade eder. Makalemizde, kitle iletişim teorisinin bıraktığı mirasın, iletişim bilimcilere iletişim pratiği üzerine “karmaşık perspektifler” sunmakta olduğu ortaya konulmaktadır. Bu çeşitlilik içerisinde, kendini özgün bir disiplin olarak konumlandırma arzusundaki iletişim bilimlerinin onu felsefeyle yakın ilişkiye sokacak perspektifi benimsemek durumunda olduğu öne sürülmektedir. Bunun dayanağı olarak, sosyal bilimlerin kökensel olarak bir “sosyal olgu” bilimi değil, “sosyal oluş” bilimi olduğu gerçeğinden hareketle, olguların alanı olan iletişim biliminin ilkelerin alanı olan felsefe ile her zaman yakın ilişki içinde olması gerektiği söylenmektedir. Bu bağlamda, “realist” epistemoloji ve “eleştirel yaklaşım” önerilmektedir.

Anahtar kelimeler: İletişim bilimleri, Felsefe, Sosyal bilimler, Olgu, Epistemoloji.

Amartya Sen’s Idea of Justice and Impartial Spectator for the Question of Injustice

Abstract: In this study, it has been analyzed Amartya Sen’s idea of justice and his proposal “Impartial Spectator “for the question of injustice. In order understand Sen’s idea of justice, his critique on Rawls’ theory of justice should be considered. Sen’s idea of justice could be read as a critique of Rawls’ theory of justice as well as a suggestion of a new approach instead. For this reason, I will explicate Sen’s idea of justice through his critique on Rawls’ theory of justice. Apart from that, Impartial Spectator is important concept to understand Sen’s idea of justice. Adam Smith proposes the impartial spectator as the standard for moral behaviors in the Theory of Moral Sentiments”. Sen’s takes this notion and use it in the realm of politics for the question of justice. Sen comes up with the idea of “impartial spectator” as a solution for the question of justice in his works..

Keywords: ustice, Impartial Spectator, Transcendental institutionalism, Social contract, Fairness.

Amartya Sen’in Adalet Düşüncesi ve Adaletsizlik Problemi için Tarafsız Gözlemci

Öz: Bu çalışmada Amartya Sen’in adalet düşüncesi ve adaletsizlik problemi için önermiş olduğu tarafsız gözlemci kavramını analiz edilmiştir. Amartya Sen’in adalet düşüncesini tam manasıyla açıklayabilmek için onun John Rawls’un adalet teorisi üzerine yaptığı eleştiri dikkate alınmalıdır. Sen’in adalet düşüncesi Rawls’un adalet teorisinin eleştirisi ve onun yerine sunulmuş yeni bir yaklaşım olarak görülebilir. Bu sebepten bu makalede Amartya Sen’in John Ralws eleştirisi açıklayıcı kılmaya çalıştım. Bunun dışında tarafsız gözlemci kavramı Amartya Sen’in adalet teorisini anlamak için önemli bir kavramdır. Adam Smith’in Theory of Moral Sentiment adlı eserinde ahlaki davranışlarımızn standartını belirleyen diye öne sürdüğü tarafısz gözlemci kavramını Amartya Sen Adam Smith’ten devralarak onu farklı bir bağlamda politik alandaki adalet problemine uyarlamaya çalışmıştır. Amartya Sen çalışmalarında tarafsız gözlemci fikrini adalet sorununa bir çözüm olarak öne sürer.

Anahtar kelimeler: Adalet, Tarafsız Gözlemci, Aşkınsal kurumsalcılık, Toplum sözleşmesi, Hakkaniyet.

As A Power from (Open) Physical Anatomy to Social Anatomy: The Form-Changing Story of the Power on the Human Body

Abstract: In the context of Foucault’s statement about power, the aim of this research is to trace how the physical and social anatomy play a role in transforming people into obedient persons. In this framework, it is focused on the question of which human emotions that power mechanisms have built mental background turn people into obedience. Another focal point of this research is to consider how the power in need of concealing itself can achieve its goal of concealing itself successfully. The data were collected through interviews with nine psychiatrist. The data indicate that “physical anatomy” through fear and embarrasment, “social anatomy” through favour, popularity and exlusion feellings have important functions as effective instruments of power. Another finding is that science plays an active role in concealing itself and that by social anatomy, power is both augmenting the domain of individual domination and achieving a more subtle skill in concealing itself.

Keywords: Social Power, Foucault, Physical Anatomy, Social anatomy.

İktidar Aracı Olarak Seyir Amaçlı (Aleni) Fiziksel Anatomiden Sosyal Anatomiye: İnsan Bedeni Üzerinden İktidarın Form Değiştiren Hikâyesi

Öz: Bu çalışmanın amacı, Foucault’un iktidar olgusuna ilişkin açıklamalarından hareketle bireylerin disipline edilerek itaatkâr bir varlığa dönüştürülmelerinde fiziksel ve sosyal aleni anatominin nasıl rol oynadıklarının izini sürmektir. Bu çerçevede, çalışmada, iktidar mekanizmalarının insanları itaatkâr birer varlığa dönüştüren zihinsel arka planı hangi insani duygular üzerinden inşa ettiği sorusuna cevap aranmıştır. Cevap aranan bir diğer soru da kendini gizleme zorunluluğunda olan iktidarın, anatominin farklı biçimleri üzerinden sağlamış olduğu hükmetme esnasında kendisini gizlemeyi nasıl başardığıdır. Çalışmadaki veriler dokuz psikiyatrist hekimle yapılan mülakatlar aracılığıyla toplanmıştır. Mülakatlar sonucunda elde edilen veriler fiziksel aleni anatominin korku ve utanç, sosyal aleni anatominin ise beğenilme, popüler olma, dışlanma ve hor görülme şeklindeki zihinsel karşılıkları üzerinden işleyen etkin iktidar araçları olarak önemli işlevler üstlendiklerine işaret etmektedir. Diğer bir bulgu da, bilimin iktidarın kendini gizlemede etkin bir rol oynadığına ve sosyal aleni anatomiyle iktidarın, hem bireye yönelik hükmetme alanının genişlediği hem de kendisini gizleme konusunda daha mahir bir beceriye ulaştığı yönündedir.

Anahtar kelimeler: İktidar, Foucault, Fiziksel aleni anatomi, Fiziksel sosyal anatomi.

Electoral Threshold Implementation in Turkey within the Framework of Two Principles: Justice in Representation and Stability in Governing

Abstract: According to Article 67 of the 1982 Constitution, the election laws must be regulated in a manner that accommodates the principles of justice in representation and stability in administration. These principles work in the opposite direction. Therefore, electoral systems have preferred one of these two principles while the other compromises from the first. First of all, goals of election threshold implementation and to what extent these goals are achieved will be dwelled on this article. Then the constitutional amendment in the referendum held on 2017 how would affect these two functions, and whether the 10% electoral threshold would contribute to ensuring justice in representation are evaluated. It also examines the election alliances, which were adopted before the 24 June 2018 elections, how had an impact on the election threshold. It is concluded that the goals wanted with the election threshold are not fulfilled to a great extent and that the lack of the representation justice has negative effects on the voting activities of the voters and the election alliances have the potential to lift the election threshold.

Keywords: Electoral systems, Justice in representation, Stability in administration, Election threshold.

Temsilde Adalet ve Yönetimde İstikrar İlkeleri Çerçevesinde Türkiye’de Ülke Seçim Barajı Uygulaması

Öz: 1982 Anayasası’nın 67. maddesine göre seçim kanunlarının “temsilde adalet” ve “yönetimde istikrar” ilkelerini bağdaştıracak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu iki ilke ters yönde işlemektedir. Bu nedenle seçim sistemleri bu ilkelerden birisini öncelemekte, diğer ilkeden ise taviz vermektedir. Bu çalışmada öncelikle ülke seçim barajı uygulaması ile hangi amaçlara ulaşılmak istendiği, bu amaçların hangi ölçüde gerçekleştiği üzerinde durulmuş ve temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleri incelenmiştir. Sonrasında 2017 referandumu ile kabul edilen anayasa değişikliğinin seçim sisteminin bu iki işlevine nasıl etki edeceği ve %10’luk seçim barajının temsilde adaletin sağlanmasına katkı sağlayıp sağlamayacağı sorusuna cevap aranmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde kabul edilen seçim ittifaklarının seçim barajı üzerinde nasıl bir etki doğurduğu incelenmiştir. Çalışmada seçim barajı ile ulaşılmak istenen amaçlara büyük ölçüde ulaşılamadığı, temsil adaletinin sağlanamamasının seçmenlerin iradesinin yasama faaliyetlerine yansıması bakımından olumsuz etkileri olduğu ve seçim ittifaklarının ülke seçim barajını fiilen ortadan kaldırma potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir.

Anahtar kelimeler: Seçim sistemleri, Temsilde adalet, Yönetimde istikrar, Seçim barajı.

The Applicability of Program Management Approach in the Defense Acquisition Projects in Order to Avoid Deviations

Abstract: Defense acquisition process contains initiatives aiming to maintain defense capabilities needed, by making use of the most sophisticated technologies under legal and financial constraints. Increasing number and complexity of those initiatives and also the necessity of developing them integratedly causes defense projects to deviate to a certain extent. In this study, following a brief discussion on the deviations of defense projects in terms of defense planning process, Program Management Approach, which may be defined briefly as managing a number of complicated projects for deriving common interests has been introduced. Following that, an alternative governance model which is based on the program management concept has been proposed, in order to manage defense resources in a more organized way. As a consequence, a number of inferences about the applicability of program management approach have been made in consideration of this research and interviews.

Keywords: Defense industry, Defense acquisition, Planning management model, Project management, Human resource.

Savunma Tedarik Projelerinde Sapmaların Önlenmesi Maksadıyla Program Yönetimi Yaklaşımının Uygulanabilirliği

Öz: Savunma tedarik süreci, stratejik seviyede birçok paydaşın rol aldığı, sahip olunan en yüksek teknolojinin kullanılarak, yasal ve mali kısıtlar altında arzu edilen savunma yeteneğini sağlamayı hedefleyen girişimleri barındırmaktadır. Söz konusu girişimlerin karmaşıklığının ve sayılarının artması ve birbirleriyle entegre geliştirilme zorunluluğu, savunma projelerinde sapmalara yol açmaktadır. Makalede, savunma planlama süreci özelinde savunma projelerinde görülen sapmalar kısaca tartışıldıktan sonra, birden fazla karmaşık projenin ortak fayda gözeterek yönetilmesi olarak özetlenebilecek Program Yönetimi yaklaşımı incelenmiştir. Program yönetimine ilişkin farkındalık seviyesinin değerlendirilmesi ve savunma program yönetimiyle ilgili çıkarımlarda bulunulması maksadıyla Türkiye’de proje yönetiminde görevli profesyonellerle “derinlemesine görüşme metodu” kullanılarak yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve savunma kaynaklarının daha organize bir biçimde yönetilmesi düşüncesinden hareketle program yönetimi konseptini esas alan bir “alternatif yönetim modeli” önerilmiştir. Sonuç bölümünde, yapılan araştırma ve görüşmeler ışığında önerilen modelin ve program yönetimi yaklaşımının uygulanabilmesine yönelik çıkarımlar yapılmıştır.

Anahtar kelimeler: Savunma sanayii, Savunma tedariki, Planlama ve yönetim modeli, Proje yönetimi, Tedarik sapmaları, İnsan kaynakları.

Russia’s Kurdology Studies (1787-1947)

Abstract: This Ottoman Empire and Iran were in the region against to Russia which aimed to reach the Mediterranean area over Caucasus. Russia tried to progress by building close relationships with the existing ethnic nations so as to go into the borders of the both states which had a mixed ethnic structure. Therefore, Russia wanted to know Kurd nation which exists on the targeted way. This identification period which started with learning Kurdish language enables Russians to make considerable contributions to the Kurdish literature. In this relation, the institutions were established and some efforts were initiated with the name of Kurdology. Russia, in contrast to the Kurdology works of the other European countries, carried out the relevant studies under the umbrella of Academy of Sciences. The consulate and the military personals along with the civic researchers were asked for making investigations related to Kurds with the commands of Russia. The efforts started in the Russia about the Kurdology field have got continued until now, firstly by Soviet Russia, then by Russian Federation; in this way, Russia have made a lot of progress on this area. The current study examines specifically the activities of Russia regarding the Kurdology subject.

Keywords: Russia, Orientalism, Kurdology, Kurds, Caucassus.

Rusya’nın Kürdoloji Çalışmaları (1787-1947)

Öz: Kafkaslar üzerinden Akdeniz’e inme planında Rusya karşısında Osman ve İran devletlerini bulmuş ancak karışık bir etnik yapıya sahip bu iki güçlü devletin içerisinde ilerlemek için etnik topluluklarla ilişki içerisine girmeyi uygun görmüştür. Bu sebeple Rusya hedef yolu üzerinde bulunan Kürtleri tanıma ve inceleme sürecini başlatmıştır. Kürtlerin dilini öğrenmekle başlayan bu tanıma süreci zamanla Rusları, Kürt edebiyatı oluşturmaya kadar götürmüştür. Rusya bu çalışmaları diğer Avrupa ülkelerinin kürdoloji çalışmalarının aksine tek elden bilimler akademisi ile yürütmüştür. Bu konuyla ilgili kendi araştırmalarını yapan sivil araştırmacılar olduğu gibi Rusya bölgedeki konsolosluk görevlileri ve askeri personelden Kürtlerle ilgili çalışmalar yapılması istenmiştir. Rusya kürdoloji alanındaki çalışmaları günümüze kadar devam ettirmiş ve kendisini bu alanda sürekli geliştirmiştir. Bu çalışmada Rusya’nın kürdoloji konusundaki faaliyetleri ve Rus bilim adamları, askeri görevliler, diplomatların yayımladıkları belli başlı çalışmalar ve raporlar hakkında bilgi verilmesi amaçlanmaktadır.

Anahtar kelimeler: Rusya, Şarkiyatçılık, Kürdoloji, Kürtler, Kafkasya.

A General Overview of Ceiling Decoration in the Interior Design in XVII-XIX. Ottoman Period Residential Architecture

Abstract: Apart Ottoman Architecture spreads over a long period from the XIV. century to the beginning of the XX. century. The Seljuks of Turkey followed by Ottomans revealed superb architectural works in Early-Mature (Classic) and Late period which covers centuries. The Ottoman Empire, which attaches importance not only the exterior facades but also the interior design of the architectural structures, adorned by using various materials and techniques. In the article, early-classical period and westernization period with residential architecture from elements of Ottoman civil architecture are examined in terms of the ceiling decoration characteristics of interior design of civil architectural structures dated to XVII.-XIX. centuries are presented. The study includes ceiling decorations and investigates which is the important part of interior design of architectural spaces and evaluates Köprülü Yalısı, Latifoğlu Mansion, Birgi Çakıroğlu Mansion and Kavafyan House. In this investigation, the ceiling decorations of interior design that have been implemented in previous centuries, known, had a record and accessible, have been taken into consideration from the scope of the interior design of the Ottoman residential architecture.

Keywords: XVII-XIX. Ottoman residential architecture, Interior design, Turkish art history, Adornment, Ceiling decoration.

XVII-XIX. Yüzyıllarda Osmanlı Dönemi Konut Mimarisinde İç Mekân Tavan Süslemelerine Genel Bir Bakış

Öz: Osmanlı Mimarisi, XIV. yüzyıldan XX. yüzyıl başlarına kadar uzanan geniş bir sürece yayılmaktadır. Türkiye Selçuklularını takiben gelen Osmanlı; Erken-Olgun (Klasik) ve Batılılaşma dönemi olmak üzere yüzyılları kapsayan zengin mimari eserler ortaya koymuştur. Mimari yapılarında sadece dış cephelerine değil iç mekân kurgusuna da önem veren Osmanlı Devleti, mimari yapılarını çeşitli malzeme ve teknikler kullanarak bezemelerle süslemiştir. Makalede, Erken-Olgun (Klasik) ve Batılılaşma dönemi ile Osmanlı sivil mimarlık unsurlarından konut mimarisi iç mekân dekorları yönünden tarihsel bir perspektifte incelenmekte olup, XVII.-XIX. yüzyıllara tarihlenen eserlerin iç mekân tasarımlarında tavan bezeme özellikleri ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, mimari yapıların iç mekân tasarımlarındaki tavan düzenlemelerine yer verilmiş ve Köprülü Yalısı, Latifoğlu Konağı, Birgi Çakıroğlu Konağı ve Kavafyan Evi incelenmiştir. Bu incelemede, makale kapsamında ele alınmış olan Osmanlı konut mimarisinin iç mekân kurgusunda daha önceki yüzyıllarda uygulanmış, bilinirliği, kaydı ve ulaşılabilirliği olan tavan düzenlemeleri göz önünde bulundurulmuştur.

Anahtar kelimeler: XVII-XIX. Yüzyıl Osmanlı konut mimarisi, İç mekân tasarımı, Türk sanat tarihi, Bezeme, Tavan dekorasyon.

Digital PR and Reputation Management: Analysis of “Üsküdar Municipality – Cat House” as one of the Contemporary Examples in Crisis Communication

Abstract: Developments in communication has changed the tools of public relations and methods of reputation management of brands. Persuading the masses or establishing an emotional connection with them has become an interactive task with Web 2.0 technologies, and this has become the main duty of communication professionals. Firms can give the correct answers to the demands of the speedily changing target group and continue their existence in competition only in this manner. Brand communication and public relations are now receiving the value they deserve. In this article changing nature of communication in PR and reputation management is discussed and the case “Üsküdar Municipality – Cat House” Project as an example of crisis communication is analyzed. It is reviewed how the municipality has managed a crisis -stemmed from a dsipute over cat breeding between two people living in the same street and apartment- by turning that crisis into an apparatus for increasing the reputation of the municipality.

Keywords: Social media crisis management, Digital PR, Reputation management.

Dijital PR ve İtibar Yönetimi Açısından Sosyal Medyada Kriz Yönetiminde Bir Vaka İncelemesi: “Üsküdar Belediyesi – Kedi Evi” Projesi

Öz: Gelişen iletişim, teknolojilerle beraber markaların halkla ilişkiler araçları ve itibar yönetim şekillerini değiştirmiştir. Web 2.0 ile interaktif hale gelen kitleleri ikna etmek ya da duygusal bağ kurmak artık iletişimcilerin ana görevi olmuştur. İnsanlar artık özel ya da kamu kurumlarının ne söyledikleriyle değil, ne yaptıklarıyla ilgilenmektedir. Bu bağlamda 10 Ocak 2017 tarihinde Üsküdar’da bir apartmanın girişinde iki komşunun kedi yüzünden tartışmaları sosyal medya sayesinde iki saat içerisinde sosyal medyanın topik konusu ve kitle iletişim araçlarında ana haber olarak tüm Türkiye’ye duyurulmuştur. Bu krizi monitoring ile takip eden Üsküdar Belediyesi, krizi kendisi için itibar arttıran bir vakaya çevirmiştir. 2-3 saat içerisinde soruna çözüm getirmiş, bunu da tekrar sosyal medyada yayarak alkışlanan bir çalışmaya dönüştürmüştür. Bu vaka çözümünde, belediyenin sosyal medya yönetimini uygulayan ajans yöneticisi ile soru-cevap şeklinde vaka incelenmiştir. Bu röportaj ile sosyal medya krizini ve itibar yönetimini nasıl yönettikleri adım adım aktarılmıştır.

Anahtar kelimeler: Sosyal medya kriz yönetimi, Dijital PR, İtibar yönetimi..

Popular Culture, Politics and Religion: Prime-Time or Selfie Religiosity

Abstract: This study, mostly in Turkish context, handling the religious scenes in mass communication and political sphere within the framework of two meaningful popular culture terms (prime-time and selfie), in theoretical terms and through unstructured observations, aims to analyse (a) the socio-political reasons of increasing religiosity on television screens, (b) the ethics of religious coverage as a popular culture or rating entry, (c) the behavioural dimension of religious symbol or discourse that are much-applied in the public sphere and (d) the forms of devotedness in mobile technologies which can be called as social media religiosity. The preliminary outcomes and the analysis of the article suggest that religious symbols and discourse have been used as a show-business in political arena and media courses (new and traditional) and that religion has changed into a consumption item belonged to popular culture.

Keywords: Politics, Media, Religion, Popular culture, Selfie, Prime-time religiosity.

Popüler Kültür, Politika ve Din: Prime-Time ya da Selfie Dindarlığı

Öz: Bu Popüler kültürü tanımlaması açısından anlamlı olan prime-time (altın saatler) ve selfie (özçekim) bağlamında, daha çok Türkiye örneğinde, dinin kitle iletişim mecralarındaki ve politik alandaki görünürlüğünü teorik bir değerlendirme vasıtasıyla ele alan bu çalışma; (a) televizyon ekranlarında artan dindarlaşmanın sosyo-politik nedenlerini, (b) popüler kültür ve reyting (izlenme oranı) öğesi olarak din unsurunun etiğini, (c) kamusal alanda sıklıkla kullanılan dini sembol ve söylemin davranışsal boyutunu ve (d) “sosyal medya dindarlığı” olarak nitelendirilebilecek mobil iletişimdeki dindarlık biçimlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk sonuçları ve çözümlemeler, dini sembol ve söylemin, politik arena ve medya (yeni ve geleneksel) mecralarında bir gösteri unsuru olarak kullanıldığını ve dinin popüler kültüre ait tüketilen bir öğeye dönüştüğüne işaret etmektedir.

Anahtar kelimeler: Siyaset, Medya, Din, Popüler kültür, Selfie, Prime-time dindarlığı.