Avrupa Birliği Uygulamaları Çerçevesinde Türkiye için İstihdam Odaklı Asgari Gelir Desteği Arayışları

Özet: Küreselleşme süreciyle birlikte yaşanan ekonomik krizler, yoksulluk, işsizlik, sosyal dışlanma gibi sorunların artmasına yol açmıştır. Yaşanan ağır sosyo-ekonomik koşullar sosyal güvenlik sistemlerinin de köklü bir kriz yaşamasına yol açmakta ve çözüm için başvurulan yöntemlerden biri de “asgari gelir desteği” olmaktadır. AB ülkelerindeki asgari gelir desteği uygulamalarına bakıldığında hem eski olması ve hem de geniş kapsamlı olması itibariyle ülkemize örnek teşkil edebileceği düşünülmektedir. Diğer taraftan, AB ülkelerinin sosyal yardım alanına ödenek ayırmakta zorlandığı ve bu sebeple özellikle 2000’li yılların başından itibaren AB ülkelerinde aktivasyon (sosyal yardım faydalanıcılarını istihdama yönelten faaliyetler) konularına önem verildiği görülmektedir.
Türkiye’de “asgari gelir desteği” uygulaması mevcut olmayıp “benzeri” uygulamalardan söz etmek mümkündür. Diğer taraftan AB uygulamalarında olduğu gibi Türkiye’de de sosyal transferlerin ve özelde “asgari bir gelir” takviyesinin yoksulluğu azaltmada etkili olabileceği ve verilecek bir asgari gelir desteğinin AB uygulamalarına benzer şekilde aktivasyon koşullu olması gerektiği düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Asgari gelir desteği, Avrupa Birliği, istihdam

Seeking the Employment Focused Minimum Income Support for Turkey in the Framework of European Union Applications

Abstract: The economic crises realized along with the globalization process have led to an increase in the problems such as poverty, unemployment, social-exclusion. The heavy socioeconomic conditions have also led to a long-established crisis on the social security systems and “minimum income support” has become one of the referenced methods as solution. When looking at the minimum income support practices in EU countries, as they were both, old and comprehensive it has been thought that they could be exemplary to our country. On the other hand, the EU countries have been in difficulties to separate allowance for the social assistance applications and therefore, especially from the beginning of the 2000s, EU countries have given an importance to the activation (the activities leading the social assistance beneficiaries to the employment) policies.
“Minimum income support” applications do not exist in Turkey, however there are “similar” applications. On the other hand, it has been thought that as in the case of EU applications also in Turkey, the social transfers and specifically the “a minimum income” support might be effective in reducing poverty and as similar to EU applications minimum income support should be given with the condition of activation in Turkey.
Keywords: Minimum income support, European Union, employment.

Asya Politik Sineması Üzerine Notlar

Özet: Sinema, diğer sanat dalları gibi, topluma ve onu etkileyen faktörlere kayıtsız kalmamış ve hangi biçim ya da dil vasıtasıyla olursa olsun yaşama ayna olma vazifesini yerine getirmekten geri durmamıştır. Sinemanın toplumu yine kendisine yansıtarak tanıtması ve onu eleştirmesi bölgeden bölgeye ve kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir. Sinema, tıpkı Lumiere Kardeşler’in sinematografından hareketle dünyaya yayılıp biçim ve dil değiştirerek yaşamını çok yönlü sürdürdüğü gibi, bugün de çeşitliliğini ve zenginliğini muhafaza etmeye devam etmektedir.
Asya politik sineması günümüzde toplumsal hareketler ve sinema ilişkisi bağlamında en özgün örneklerin ortaya çıktığı alanlardan birini teşkil etmektedir. Asyalı sinemacılar, kendi ülkelerindeki toplumsal hareketlenmeleri veya siyasi değişimleri işlerken sinemanın farklı anlatım biçimlerini kullanmışlardır. Özellikle dünyanın kanayan yarası Ortadoğu’nun sinemacılarının toplumu nasıl gördükleri ve toplumun kendi kendisini nasıl tanıması gerektiği konusunda yaptıkları çalışmalar tüm dünyada ilgiyle takip edilmektedir.
Bu çalışmada, Asya politik sineması önde gelen ülkeler bazında tek tek incelenerek, bölgelerin ve ülkelerin geçmişten günümüze gelişimleri mercek altına alınacaktır. Rus sinemasının çevre bölgesine etkisi, İran sinemasının kendine has özellikleri ve onu öne çıkaran nedenler, son olarak bu ekollerin Batılı örneklerle olan ilişkisi tartışılacaktır.
Anahtar kelimeler: Politik sinema, Asya sineması, sosyo-politik durum

Notes on Asian Political Cinema

Abstract: Cinema does not stay indifferent to the society and the factors effecting it and does not abstain from the duty for reflecting the life by means of every language and every form like the other branches of art do. Cinema’s process of introducing society by reflecting it to itself and criticizing society varies from region to region and culture to culture. In addition to the fact that cinema led a multidimensional life in different forms and languages after it spread around the world with the cinematography of Lumiere Brothers, it can be said that it still conserves its diversity and richness.
Asian political cinema can be considered as one of the most original cinema in the context of the relationship between social movements and cinema. Asian filmmakers used different forms of the cinema while choosing the social movements and political changes in their own countries as a topic in their movies. Especially, the movies produced by filmmakers from Middle East, which is at the core of attention nowadays, about how filmmakers observe society and how society should konow themselves are being followed curiously all around the world.
In this study, Asian political cinema will be analyzed in the context of leading countries in this field by focusing on the historical developments in those countries. The effect of the Russian cinema on its periphery, the original features of the Iranian cinema and the reasons why it has become prominent, and eventually the relationship between these schools and their counterparts in the western world will be discussed.
Keywords: Political cinema, Asian cinema, socio-political condition.

Ölümünün 100. Yılında Bir Dava Gazetecisi: Gaspıralı İsmail

Özet: Bu çalışmada, ölümünün 100. yılında Gaspıralı İsmail’i ve gazetecilik anlayışını yeniden ele alarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Fransız ihtilalinin dinamikleriyle dönüşen dünyada, bugünkü modern toplumun temellerinin atıldığı bir dönemde gazetecilik faaliyetlerini yürüten Gaspıralı İsmail Bey, yaşadığı toplumun maddi manevi şartlarının iyileştirilmesi için mücadele etmiştir. Dava gazeteciliğinin önemli bir örneğini veren Gaspıralı İsmail Bey, ömrü boyunca yapıcı bir barış dili ve akılcı bir söylemle Rus coğrafyasında yaşayan Müslümanlar’ın toplumsal dönüşümlerinin sağlanmasına yönelik bilginin ve eğitimin yaygınlaştırılmasını sebatla savunmuştur. Bu çalışmada, literatür taraması yöntemiyle Gaspıralı İsmail Bey’in fikirleri incelendi ve bu fikirler çerçevesinde yürüttüğü gazetecilik eylemleri analiz edildi.
Anahtar kelimeler: Gaspıralı İsmail Bey, Dava Gazeteciliği, Tercüman Gazetesi

Gaspıralı İsmail: An Advocacy Journalist on the 100th Anniversary of His Death

Abstract: Carrying out his journalistic activities in a world that was transformed by the dynamics of the French Revolution and in a period where the grounds of modern societies were established, Gaspıralı İsmail Beg (Ismail of Gaspıra) struggled for the improvement of material and moral conditions of the society in which he lived. Performing a clear illustration of the advocacy journalism, Gaspıralı İsmail Beg steadfastly defended, by using a constructive and peaceful language and a rational discourse, the spread of the knowledge and the education that serve to the social transformation of the Muslim population living within the Russian geography. In this study, Gaspıralı İsmail Beg’s thoughts are introduced through the review of the related literature, and his journalistic activities are analyzed.
Keywords: Gaspıralı İsmail Beg (İsmail of Gaspra), Advocacy journalism, Tercüman Newspaper

İktisadî Bir Bilim Dalı Olarak ‘Finans’ın Bilim Felsefesi Perspektifinden Eleştirisi

Özet: Finansın esas olarak teknik bir alan olduğu, bilim olarak ‘finans’ın ise, daha çok iktisat ve doğa bilimlerinin yöntemsel desteği ile var olduğu söylenebilir. İnsan yaratısı olduğunu inkâr eder yapısına rağmen, sosyal bilimlerin bir alt dalı ve uzantısı olarak ‘finans’ın iktisat içindeki kökleri ve sınırları belirlidir: Malların üretimi, paylaşımı ve tüketimi gibi geniş süreci inceleyen ‘iktisat’ın bir aracı ve inceleme alanı olan para ve piyasaya odaklanır. Bu çalışma temellerini iktisat biliminden alan ‘finans’ın sosyal bilimlerdeki kavram ve tartışmalar bağlamında eleştirel bir değerlendirmesini yapmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, bilim felsefesindeki ilgili tartışmalara referansla, önce ‘finans’ın içinde yer aldığı sosyal bilim ve etkileşimde olduğu iktisat bilimi üzerinde durulmuş, daha sonra finans’ın bilimsel açıdan konumu ve sorunları değerlendirilmiştir. Son olarak da ‘finans’ın kendi geleceğine dair bir öngörü elde etmesine yönelik olarak farklı yaklaşım ve önerilere yer verilmiştir.
Anahtar kelimeler: Bilim felsefesi, Sosyal bilim felsefesi, İktisat, Finans

A Critical Review of ‘Finance’ as a Discipline of Economics from the Perspective of Philosophy of Science

Abstract: It can be asserted that finance, which is essentially a technical area, as a scientific discipline survives through the methodological support of economics and natural sciences. Despite its denial of being a human creation, as a sub-branch of social sciences the roots and boundaries of finance in economics are obvious: While the discipline of economics concerns with such a vast area of production, sharing and consumption of goods and services, finance focuses on valuation and the market, which are besides mechanism and research subject of economics. This paper aims to critically review the position of finance which has foundations formed by discipline of economics in terms of the concepts and debates in social sciences. The paper, with reference to related debates in the philosophy of science, first contemplates on both social sciences which include finance, and economics which finance intreacts with, and then reviews the scope and problems of finance as a social science; and finally considers alternatives and different approaches that may help finance to create a foresight on its future.
Keywords: Philosophy of science, Philosophy of social science, Economics, Finance

Gezi’nin Dili: Göstergebilimsel Bir İnceleme

Özet: Türkiye’nin yakın tarihinde meydana gelmiş olan ve birçok açıdan ilkleri barındıran Gezi Parkı Olayları, göstericilerin kullandıkları dil açısından da dikkat çekicidir. Özellikle sloganlar ve duvar yazıları şeklinde karşımıza çıkan bu farklı dil, olaylar esnasında da sıkça dile getirilmiş, pek çok köşe yazısına ve mizah dergisine de konu olmuştur. Önceki dönemlerdeki gösteri ve protestoların dillerine kıyasla Gezi’nin dili belirgin bir farklılık arz etmektedir. Dildeki bu değişim/dönüşüm toplumsal olayları okumak açısından anahtar niteliğindedir.
Kültürün ve dolayısıyla toplumsal olayların dil gibi yapılandığı kabul edildiğinde doğrudan göstergebilimsel bir incelemenin alanına girilmiş olur. Bu çalışmada Gezi Parkı Olaylarındaki söylem göstergebilim kavramlarından olan metaforik ve metonimik bağlamlarda incelenecektir. Bunu yaparken Gezi Parkı Olayları sürecinde kullanılan sloganlar ve duvar yazıları temel alınacaktır. Bu slogan ve duvar yazılarının yapılarında metaforik düzlemden metonimik düzleme doğru bir dönüşüm olduğunu varsayıyoruz. Metonimik düzleme doğru meydana gelen dönüşümü ise toplumsal dönüşümün okunabilmesi için uygun bir anahtar olarak değerlendiriyoruz.
Anahtar kelimeler: Gezi Parkı, Göstergebilim, Metafor, Metonimi

The Language of Taksim Gezi Park Protests: A Semiotic Review

Abstract: The protesters’ language used in Taksim Gezi Park Protests which has included many initials in many aspects in Turkey is remarkable. That this different language has been manifested especially in the form of slogans and graffitis has been subjected to many column and humor magazines during the protests. In comparison to older protests Gezi has many distinct differences. This transformation in language has played a key role to understand social movements.
When we accept the culture and accordingly social movements are structured as language we enter the field of semiotics directly. The aim of this study is to examine the discourse of Gezi Park Protests in the context of metaphoric and metonymic concepts which belongs to semiotics. The slogans and graffities in Protests will be taken as a base in this study. It is assumed that there ise a conversion from metaphoric plane to metonymic plane in the structure of these slogans and graffities. Transformation from metaphoric to metonymic plane is a suitable key to read social movements and change.

Keywords: Taksim Gezi Park protests, Semiotics, Metaphor, Metonymy

Haber Üretiminde Göreli Özerklik Problemi: Bir Saha Araştırması

Özet: Kültürel simgelerin üretim sürecinde görev yapan enformasyon işçilerinin özerkliği, sosyal bilimler açısından önemli bir tartışma konusudur. Üretim sürecini sadece sahiplik üzerinden değerlendiren yaklaşımlar, mülkiyet ilişkilerinin, simge üreticisinin özerklik alanını tamamen kısıtlayacağını savunurlar. Yine de, zihinsel emekleri ile çalışan simge üreticilerinin, belli oranda özerkliğe sahip olduğu iddiası sınamaya değerdir. Bu çalışmada, David Hesmondhalgh ve Mike Wayne’deki göreli özerklik vurgusundan yola çıkarak, Türkiye’de anaakım televizyon haberciliğinde bir saha araştırması yapılmıştır. Fox TV, TGRT Haber ve Kanal D’de gerçekleştirilen katılımlı gözlemlerle, birer simge üreticisi olan habercilerin, hangi oranda özerk oldukları saptanmaya çalışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Haber üretim süreci, Göreli özerklik, Zihinsel emek, David Hesmondhalgh, Mike Wayne

The Relative Autonomy Problem in Newsmaking Process: A Field Research

Abstract: The autonomy of information workers who work in the production process of cultural symbols is an important issue for social sciences. The approaches that evaluate the production process only in the context of ownership claim that these relationships will restrain the autonomy field of the symbol producer. Still the suggestion that symbol producers who work with their mental labours have a certain amount of autonomy is worth testing. In this study a field research is conducted in mainstream broadcasting in Turkey by using the relative autonomy emphasis in David Hesmondhalgh and Mike Wayne as a starting point. In the participant observation that is conducted in Fox TV, TGRT Haber and Kanal D Televisions it is tried to determine at what level the journalists as symbol producers are autonomous.
Keywords: Newsmaking process, Relative autonomy, Mental labour, David Hesmondhalgh, Mike Wayne

Erken Cumhuriyet Döneminde Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği Arasındaki Sanatsal İlişkiler: “Ankara: Türkiye’nin Kalbi” Belgeseli Örneği

Özet: Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği günlerde Batılı devletlere karşı Ankara Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında kurulan yakın siyasi ilişkiler, Cumhuriyet’in 1923’teki ilanından II. Dünya Savaşı’nın 1945’te sona ermesine kadar devam etmiştir. Bahsedilen dönemde, iki ülke arasında gerçekleşen ve siyasi, askeri ve iktisadi yönleri ağır basan bu ilişkilerin bir boyutunu da sanat oluşturmuştur. Çarlık döneminden sanatsal açıdan önemli bir miras devralan ve sosyalist ideolojinin propagandasında sanata özel bir misyon yükleyen Sovyetler Birliği ile Batılı sanatların eğitimini yaygınlaştırmayı, sanatçıları desteklemeyi ve bunun sonucunda nitelikli sanat eserlerinin üretilmesini, bir “uygarlaşma” ölçüsü olarak gören ve Atatürk ilke ve inkılaplarını halka iletmekte sanatın propaganda gücünden faydalanmayı düşünen Türkiye Cumhuriyeti, özellikle 1930’lu yıllarda sanat alanında bir işbirliğinde bulunmuşlardır. Bu kapsamda, Türk hükümeti tarafından “Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Kutlamaları” çerçevesinde Türkiye’ye davet edilen Sovyet sinemacılar tarafından çekimi gerçekleştirilen “Türkiye’nin Kalbi: Ankara” filmi, özel bir anlam ifade etmektedir. Bu çalışma, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği arasında sanat alanında gerçekleşen işbirliği ve etkileşimi ele almakta ve bu ilişkinin boyutlarını kapsamlı olarak ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Anahtar kelimeler: Türk-Sovyet ilişkileri, Ankara: Türkiye’nin kalbi, Cumhuriyet, Sanat, Sinema

Artistic Relations between the Republic of Turkey and the Soviet Union in the Early Republican Era: The Case of the Documentary “Ankara: The Heart of Turkey”

Abstract: During the Independence War, the close political relations established between the governments of Ankara and Soviet Russia against western countries, continued from the declaration of the Republic in 1923 to the end of the World War II in 1945. In that era, the art constituted another dimension of the relations established by these countries that mainly focused on political, military and economic aspects. Both the Soviet Russia, which acquired an important heritage from Czarism and attributed a special role to the art in order to make propaganda for the socialist ideology, and the Republic of Turkey, which considered developing an education system in terms of western arts, supporting artists and creation of the qualified artistic works as a measure of “civilization”, and which intended to benefit from the propaganda power of the art in conveying the Kemalist revolutions and doctrines to society, collaborated in the field of the art especially in 1930s. In this regard, the movie called “Ankara: The heart of Turkey”, which created by the Soviet film makers who were invited by the Turkish Government in terms of the “Celebration of the Tenth Anniversary of the Foundation of the Republic” had a special place. Hence, this study covers and attempts to highlight the dimensions of the collaboration and interaction between the Republic of Turkey and the Soviet Union in the field of art in the early years of the Republic.
Keywords: Turkish-Soviet relations, Ankara: Heart of Turkey, Turkish Republic, Art, Cinema

“Issız Adam” Filminin Gerçeklik Terapisine Dayalı İncelenmesi

Özet: Toplumu etkileyen ve toplumdan etkilenen sinema, sosyal yaşamın gerçekliğini farklı açılardan ele alırken farklı disiplinler içerisinde yeniden hayat bulmaktadır. Bu disiplinlerden biri olan psikoloji alanında sinema yapıtları terapötik bir öğe olarak kullanılabilmektedir. Nitekim, bu çalışmada toplumu etkileyip, aynı zamanda toplumdan etkilendiği düşünülen sinema yapıtlarından “Issız Adam” filminin, terapötik bir öğe olarak Gerçeklik terapisi kavramlarıyla ilişkilendirilerek farklı bir bakış açısı ile sunulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, filmin esas kahramanlarından Alper ve Ada’nın temel ihtiyaçları olan sevgi ve ait olma, özgürlük, eğlence, güç ve hayatta kalma ihtiyaçlarını doyurma yollarında aldıkları sorumluluk dâhilindeki seçimleri ele alınmıştır. Ayrıca bu seçimlerin onların kalite dünyalarında nasıl anlam bulduğu ve onları pişmanlık yaratan ya da doyum sağlayan bir yaşama nasıl götürdüğü Gerçeklik terapisi açısından ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, bu çalışmanın, Gerçeklik terapisi ile ilgili kuramsal bilgiyi destekleyip bu yaklaşımın kavramlarının öğretimine örnek oluşturarak, psikolojik danışman eğitiminde kullanılmak üzere akademisyenlere ve öğrencilere kaynak oluşturacağı düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Gerçeklik terapisi, Seçim kuramı, Temel ihtiyaçlar, Kalite dünyası, Sorumluluk, Başarılı / Başarısız kimlik

The Investigation of “Issız Adam” Movie in Terms of the Reality Therapy

Abstract: Cinema both affects society and is affected by society. The cinema exploring reality of social life in different points of view appears in different discipline. Cinema is used as a therapeutic component in the discipline of psychology, too. The aim of this study is to introduce the ‘Issız Adam’ movie in terms of the Reality Therapy. Thus, the selections of Alper and Ada, who are the actor and actress of the film, were analyzed with reference to how they fulfill the need of love and belonging, survivor, power, freedom, fun. Similarly, it was shown that how Alper and Ada’s selections make sense in their quality world and whether they feel sorrow or satisfaction in the context of Reality Therapy. Consequently, this study supports the theoretical knowledge about the Reality therapy and can be a model in teaching the concepts of this approach; so it is considered that the study will become a resource for academicians and students in the training of psychological counselors.
Keywords: Reality therapy, Choice theory, Basic needs, Quality world, Responsibility, Success / Failure identity

Halkla İlişkiler ve Vatandaş Odaklı Katılımcı Yerel Yönetim

Özet: Bu makalede Türkiye’de yerel yönetimlerde yöneten-yönetilen ilişkilerinin nasıl güçlendirilebileceği ve vatandaş odaklı katılımcı bir yerel yönetimin nasıl inşa edilebileceği ele alınmıştır. Bu kapsamda kent konseyleri ve meclislerinin yönetim halk bütünleşmesi konusunda sınırlı etkiye sahip olacağı, buna karşın yerel hizmetlere gönüllü katılımın etkili sonuçlar doğurma kapasitesine sahip olduğu tartışılmıştır. Çalışmada ayrıca katılımcı yönetimi sürdürmeye katkı sağlayacak hazırlık, uygulama ve değerlendirme çalışmalarına yer verilmiştir.
Anahtar kelimeler: Yerel yönetimler, halkla ilişkiler, katılımcılık, demokrasi, Türkiye

Public Relations and Citizen Oriented Participatory Local Government

Abstract: This article elaborates on how the relations between those who govern and governed can be strengthened and how a citizen oriented participatory local government can be accomplished in Turkey. In this context, it is discussed that while city councils would have a limited impact on the integration between local government and citizens, the voluntary participation of citizens to the local services could yield more effective consequences. The study also considers some of the steps that contribute to the preparation, implementation and evaluation of participatory practices in local governments and municipalities.
Keywords: Local governments, public relations, participation, democracy, Turkey

Kamu Yönetiminde Etik: Tartışma ve Birkaç Örnek

Özet: Kamu görevlileri karşılaştıkları “zor tercih” gerektiren durumlarda nasıl davranmaktadırlar? Belirli bir eylemde bulunma ya da bulunmama kararını verirken başvurdukları temel referans nedir? Bu referans hangi kaynaktan devşirilmekte, kimler tarafından geliştirilmektedir? Bu referansları geliştirenlerin bu konudaki otoriteleri nasıl bir iktidara istinat etmektedir? Makalede bu gibi sorularla ilgili tartışmalara (cevaplara değil) kısaca işaret edilmekte ve kamu yönetiminde etikle ilgili birkaç örnek olaya değinilmektedir. Kamuda karar alma süreçlerinde etik konusunda bazı görüşlere yer verilmekte, bu arada bazı etik kodlarından da bahsedilmektedir. Çalışmanın eklerinde ABD ve İngiltere’den tarihe mal olmuş etik kod metinleri verilmektedir.
Anahtar kelimeler: Kamuda etik, kamu hizmeti, nepotizm, etik kod

Ethics in Public Administration: Discussion and Some Examples

Abstract: How do the public officials act in cases which require “though decisions”? What is their basic point of reference when deciding to act or not act in a certain direction? What is the source of this reference and by whom is it developed? On what kind of a power is the authority of the people based who develop these references? The article provides not the answers but some discussion on this kind of questions and some cases are discussed related to ethics in public administration. Some opinions on ethics in decision-making processes in public administration are addressed and some ethical codes are also mentioned. The annexes of the paper provide ethical code texts in the USA and UK which made history.
Keywords: ethics in public administration, public service, nepotism, ethical code