Tüketici Fiyat Endeksinin Uyarlamalı Ağa Dayalı Bulanık Çıkarım Sistemi ile Kestirimi

Özet: Son yıllarda zaman serisi tahmini için birçok alternatif yöntem önerilmiştir. Uyarlamalı ağa dayalı bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) öngörü problemi için literatürde en çok uygulanan bulanık çıkarım sistemidir. Bu çalışmada tüketici fiyat endeksinin kestiriminde ANFIS’in performansı incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ANFIS yöntemi ile ilgilenilen zaman aralığındaki tüketici fiyat endeksinin kestiriminde ulaşılan sonuçlar yorumlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Bulanık çıkarım sistemleri, Zaman serileri, ANFIS.

Consumer Price Index Forecast with Adaptive Neuro Fuzzy Inference System

Abstract: Alternative methods have been proposed for time series prediction in last years. Adaptive neuro fuzzy inference system (ANFIS) is the most used fuzzy inference system in literature for prediction problem. In this study, the performance of ANFIS in forecasting consumer price index is examined, and the results of the consumer price index estimation in time period, on which ANFIS method is applied, are interpreted.

Keywords: Fuzzy inference systems, Time series, ANFIS.

Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 25/10/2007 tarihinde Lanzarote’de imzalanan ve 25/11/2010 tarihli ve 6084 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi”nin onaylanması; Dışişleri Bakanlığının teklifi üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/7/2011 tarihinde onaylanmış ve 10 Eylül 2011 tarih ve 28050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Önsöz
Avrupa Konseyi Üye Devletleri ile diğer imza edenler;
Avrupa Konseyinin amacının üyeleri arasında daha sıkı birlik oluşturmak olduğunu göz önünde bulundurarak;
Her çocuğun küçük olma durumunun gerektirdiği ailesi, toplum ve Devlet tarafından koruma tedbirlerine hakkı olduğunu göz önünde bulundurarak;
Çocukların cinsel sömürüsünün, özellikle çocuk pornografisi ve fuhuşunun ve çocukların her türlü cinsel istismarının, yurtdışında işlenen fiiller dahil olmak üzere, çocukların sağlık ve psiko-sosyal gelişimi açısından yıkıcı olduğunu dikkate alarak;
Çocukların cinsel sömürüsünün ve istismarının hem ulusal hem de uluslararası düzeyde, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin (ICT) çocuklar ve failler tarafından artan kullanımı ile ilgili olarak endişe verici oranlara ulaştığı ve çocukların cinsel sömürüsü ve istismarını engellemek ve bununla mücadele etmek için uluslararası işbirliği gerektiği dikkate alınarak;
Çocukların iyilik ve menfaatinin tüm üye Devletler tarafından paylaşılan temel değerler olduğunu ve hiçbir ayrım yapmadan geliştirilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak;
Çocukların cinsel sömürüsüne son verme tedbirlerinin detaylandırılması çağrısı yapan Devlet ve Hükümet Başkanları Avrupa Konseyi 3. Zirvesinde (Varşova, 16-17 73 Mayıs 2005) kabul edilen Eylem Planını hatırlayarak; Çocukların ve genç yetişkinlerin cinsel sömürüsü, pornografisi ve fuhuşu ile ticaretine ilişkin Bakanlar Komitesinin R (91) 11 Numaralı Tavsiye Kararını, çocukların cinsel sömürüye karşı korunması konusundaki Rec (2001) 16 Tavsiye Kararını, Bilişim Suçları Sözleşmesini (ETS No. 185), özellikle buradaki 9’uncu maddeyi ve Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine karşı Eylem Sözleşmesini (CETS No. 197) Özellikle hatırlayarak;
İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Birleşmiş Milletler Sözleşmesini (1950, ETS No. 5), gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Haklan Sözleşmesini (1996, ETS No. 163) ve Avrupa Çocuk Haklarının Kullanımı Sözleşmesini (1996, ETS No. 160) akılda tutarak;
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, özellikle ilgili 34. maddesini, Çocukların Satışı, Çocuk Fuhuşu ve Çocuk pornografisine İlişkin İhtiyari Protokol, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına Dair Protokol, Uluslararası Çalışma Örgütü Çok Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesini de akılda tutarak;
Çocukların Cinsel Sömürüsü ve Çocuk Pornografisiyle Mücadeleye İlişkin Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını (2004/68/JHA), Mağdurların Cezai Takibatlardaki Durumu Hakkındaki Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını (2001/220/JHA) ve İnsan Ticaretiyle Mücadeleye ilişkin Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını (2002/629/JHA) akılda tutarak;
Bu alanda ilgili diğer uluslararası belgeleri ve programları, özellikle Çocukların Ticari Amaçla Cinsel Sömürüsüne Karşı 1. Dünya Kongresinde (27-31 Ağustos 1996) kabul edilen Stockholm Beyannamesi ve Eylem Gündemini, Çocukların Ticari Amaçla Cinsel Sömürüsüne Karşı 2. Dünya Kongresinde (17-20 Aralık 2001) kabul edilen Yokohama Küresel Taahhüdünü, Çocukların Ticari Amaçla Cinsel Sömürüsüne karşı 2. Dünya Kongresine Hazırlık Konferansında (20-21 Kasım 2001) kabul edilen Budapeşte Taahhüdü ve Eylem Planını, 3. Zirveyi takiben kabul edilen ve Monako Konferansında (4-5 Nisan 2006) başlatılan “Çocuklara uygun bir dünya” Birleşmiş Milletler S-27/2 Genel Kurul Kararını ve “Çocuklar için ve çocuklarla bir Avrupa kurmak” adlı üç yıllık programını gerektiği gibi hesaba katarak;
Çocukları, fail kim olursa olsun, cinsel sömürü ve istismara karşı koruma ve mağdurlara yardım sağlama ortak amacına etkin şekilde katkıda bulunmaya kararlı olarak;
Her türlü cinsel sömürü ve istismara karşı mücadelenin önleyici, koruyucu ve ceza hukuku yönlerine odaklanan ve özel bir gözetim mekanizması kuran kapsamlı bir uluslararası belge hazırlama ihtiyacını göz önünde bulundurarak,
Aşağıdaki gibi anlaşmışlardır:

Council of Europe Convention on the Protection of Children against Sexual Exploitation and Sexual Abuse

“This convention aims to prevent the sexual exploitation and sexual abuse of children, protect child victims of sexual offences and prosecute perpetrators. With an emphasis on respecting the rights of children and keeping their best interests in the forefront, the convention covers preventive measures; criminal offences, including several entirely new offences, such as “child grooming”; protective measures and assistance to child victims and their families; “childfriendly” procedures for investigation and prosecution which are adapted to children’s special needs; intervention programmes or measures for child sex offenders; recording and storing of data on convicted sex offenders; international co-operation and a monitoring mechanism.” – From the back cover of the book including the Convention.
Lanzarote, 25.X.2007
Preamble
The member States of the Council of Europe and the other signatories hereto;
Considering that the aim of the Council of Europe is to achieve a greater unity between its members;
Considering that every child has the right to such measures of protection as are required by his or her status as a minor, on the part of his or her family, society and the State;
Observing that the sexual exploitation of children, in particular child pornography and prostitution, and all forms of sexual abuse of children, including acts which are committed abroad, are destructive to children’s health and psycho-social development;
Observing that the sexual exploitation and sexual abuse of children have grown to worrying proportions at both national and international level, in particular as regards the increased use by both children and perpetrators of information and communication technologies (ICTs), and that preventing and combating such sexual exploitation and sexual abuse of children require international co-operation;
Considering that the well-being and best interests of children are fundamental values shared by all member States and must be promoted without any discrimination;
Recalling the Action Plan adopted at the 3rd Summit of Heads of State and Governments of the Council of Europe (Warsaw, 16-17 May 2005), calling for the elaboration of measures to stop sexual exploitation of children;
Recalling in particular the Committee of Ministers Recommendation No. R (91) 11 concerning sexual exploitation, pornography and prostitution of, and trafficking in, children and young adults, Recommendation Rec(2001)16 on the protection of children against sexual exploitation, and the Convention on Cybercrime (ETS No. 185), especially Article 9 thereof, as well as the Council of Europe Convention on Action against Trafficking in Human Beings (CETS No. 197);
Bearing in mind the Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms (1950, ETS No. 5), the revised European Social Charter (1996, ETS No. 163), and the European Convention on the Exercise of Children’s Rights (1996, ETS No. 160);
Also bearing in mind the United Nations Convention on the Rights of the Child, especially Article 34 thereof, the Optional Protocol on the sale of children, child prostitution and child pornography, the Protocol to Prevent, Suppress and Punish Trafficking in Persons,
Especially Women and Children, supplementing the United Nations Convention against Transnational Organized Crime, as well as the International Labour Organization Convention concerning the Prohibition and Immediate Action for the Elimination of the Worst Forms of Child Labour;
Bearing in mind the Council of the European Union Framework Decision on combating the sexual exploitation of children and child pornography (2004/68/JHA), the Council of the European Union Framework Decision on the standing of victims in criminal proceedings (2001/220/JHA), and the Council of the European Union Framework Decision on combating trafficking in human beings (2002/629/JHA);
Taking due account of other relevant international instruments and programmes in this field, in particular the Stockholm Declaration and Agenda for Action, adopted at the 1st World Congress against Commercial Sexual Exploitation of Children (27-31 August 1996), the Yokohama Global Commitment adopted at the 2nd World Congress against Commercial Sexual Exploitation of Children (17-20 December 2001), the Budapest Commitment and Plan of Action, adopted at the preparatory Conference for the 2nd World Congress against Commercial Sexual Exploitation of Children (20-21 November 2001), the United Nations General Assembly Resolution S-27/2 “A world fit for children” and the three-year programme “Building a Europe for and with children”, adopted following the 3rd Summit and launched by the Monaco Conference (4-5 April 2006);
Determined to contribute effectively to the common goal of protecting children against sexual exploitation and sexual abuse, whoever the perpetrator may be, and of providing assistance to victims;
Taking into account the need to prepare a comprehensive inter- national instrument focusing on the preventive, protective and criminal law aspects of the fight against all forms of sexual exploitation and sexual abuse of children and setting up a specific monitoring mechanism,
Have agreed as follows:

Fabrika Çalışanlarının İş Memnuniyetini Etkileyen Etmenler

Özet: Bu çalışmanın amacı Kocaeli-İzmit merkez atık geri dönüşüm fabrikalarında çalışanların iş doyumunun Minesota Doyum Ölçeği ile ölçülerek yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, toplam gelir, kıdem, çalışma saati, yöneticilik, iş seçimi, işe uygunluk, işe bağlılık, gece nöbeti, yöneticilik ve kişisel ihtiyaçların karşılanmasını içeren demografik değişkenlerle ne kadar yordandığını incelemektir. Çalışmaya, İzmit ilinde 2013 yılında kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiş 150 işçi katılmıştır, ancak veri toplama araçları 67 kişiden geri alınabilmiştir. Katılımcılara, Demokratik Bilgi Toplama Formu ve Minnesota İş Doyum Ölçeği uygulanmış, verilerin analizi için frekans dağılımı ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.
Yapılan analizler sonucunda, örnekleme girenlerin yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, toplam gelir, kıdem, çalışma saati ve yöneticilik boyutlarına ve bu boyutların genel ortalamasına göre anlamlı fark bulunamamış (P > 0,05) ancak statü, iş seçimi, iş uygunluğu, işe bağlılık, gece nöbeti, kişisel ihtiyaçların karşılanması boyutlarının genel ortalamasına göre anlamlı fark bulunmuştur (P < 0,05). Buna göre iş doyumu; işini koşullar gereği değil de kendi isteği ile seçenlerde, işinin kendisine uygun olduğunu, işine bağlı olduğunu düşünen ve gece nöbeti olmayan personelde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yemek ve giyim gibi kişisel ihtiyaçları işyeri tarafından karşılanan personelin iş doyumu, karşılanmayanlara göre yüksektir. Statü değişkeninde ise, idari işlerde çalışan personelin (X=3,14) iş doyumları, idare ve teknik elemandan (X=3,99) daha düşük bulunmuştur. Yine yapılan Dunnett’s C testine göre işçiler (X=3,39) ile idari elemanların (X=3,14) iş doyumu, idari ve teknik personelden (X=3,99) daha düşük bulunmuştur.

Anahtar kelimeler: İş doyumu, İşçiler, Fabrikalar.

Factors Affecting Job Satisfaction of Factory Workers

Abstract: The purpose of this study is to measure work satisfaction of workers employed at waste recycling factories in Kocaeli-Izmit center by Minnesota Satisfaction Scale and to examine the extent to which it is predicted with demographic variables including age, gender, marital status, level of education, total income, rank, working hours, managership, selection of job, suitability for work, commitment to work, night duties, managership and meeting of personal needs. The study was attended by 150 workers chosen with easy access sampling method in Izmit province in 2013, but data collection tools were returned by 67 workers. Democratic information gathering form and Minnesota job satisfaction scale was applied to the participants and frequency distribution and unilateral variance analysis was applied for analysing the data.
As a result of the conducted analysis, significant difference was not found (P > 0,05) as per the dimensions of age, gender, marital status, education level, total income, rank, working hours and managership of those in the sample but significant difference was found (P < 0,05) as per status, job selection, suitability for work, commitment to work, night duties, meeting personal needs. Accordingly, job satisfaction of those employees who choose their job not based on conditions but with their free will, who think that the job is suitable for them, those who think that they are committed o their job and those who have no night duties is found to be higher. In addition, the job satisfaction of personnel whose personal needs such as catering and clothing are met by the workplace is found to be higher compared to the otherwise. As regards statute variable, job satisfaction of workers employed at administrative works (X=3,14) is found to be lower than administrative and technical employees (X=3,99). According to the Dunnett’s C test, the job satisfaction of workers (X=3,39) and administrative staff X=3,14) is found to be lower than administrative and technical personnel (X=3,99 ).

Keywords: Job satisfaction, Workers, Factories.

Varoluşa Ait Bir Gerçekliğin Betimleyicisi Olarak “Saçma” ve Amerikan Sinemasında İfade Biçimleri

Özet: İnsan varoluşunun tüm dönemlerindeki başlıca sorunlardan biri yaşamanın anlamlı bir eylem olup olmadığıdır. Bir yandan, günlük yaşamda sürekli karşılaşılan olguların sağlam bir temelden yoksunluğu ve her gün yinelenen rutin eylemler, öte yandan ölümün, insan varlığını kendi geçici mahiyetiyle yüzleştiren katı gerçekliği, kişileri kendi varoluşlarına ilişkin sorgulamaya itmektedir. Bireyin, oluş dünyasına haklı bir gerekçe arama çabasının, olguların olumsuz yanıtıyla karşılaşması, Albert Camus’nün “saçma” kavramının temelini oluşturmaktadır. Saçma kavramı, öncelikle yeryüzünün nedensiz doğasını, insanın anlamsızlıklar evreninde usa uygun bir anlam arama çabasını vurgulamaktadır. Bu anlam arayışı, ölümün dışındaki her türlü gerçekliğin yavan bulunuşunu getirmekte, böylece genel bir insanlık durumu betimlemektedir. Dolayısıyla, eski çağlardan beri, ortaya çıkmış her türlü anlatıda, saçma kavramı, temel motiflerden biri olarak yer almaktadır. Bu çalışmada Albert Camus ve Friedrich Nietzsche gibi düşünürlerin, saçma bağlamındaki görüşleri merkeze alınarak, Amerikan sinemasına ait, amaca yönelik örneklem yöntemiyle seçilmiş, beş film örneği, niteliksel analize tabi tutulmuştur. Anlamsızlığın neden olduğu bunalımı aşma biçimleri ve saçmanın bilincinin yol açtığı nihai yazgı söz konusu filmler aracılığıyla irdelenmiştir.

Anahtar kelimeler: Saçma, Rastlantı, Yazgı, Albert Camus, Friedrich Nietzsche, Amerikan Sineması.

“Absurd” as a Describer of a Reality Belonging to Existence and Its Expression in American Cinema

Abstract: One of the leading problems in human existence is whether living is a meaningful act or not. On one hand, the lack of a sound basis of the phenomena encountered in daily life and routine actions which are repeated every day, and on the other hand, the solid reality of death which confronts human existence with their temporary content, urges people to question their existence. The intersection of the effort of individual for finding a just ground for the world of existence with the negative answer of phenomena is the basis of the concept “nonsense” of Albert Camus. The concept of “nonsense” first emphasises the reasonless nature of the world, and the effort for seeking a meaning in compliance with reason in the world of nonsenses of man. This quest for meaning brings about the prosiness of all reality other than death; thus, describes a general condition of humanity. Therefore, since ancient ages, in all kinds of narrations so far, the concept of nonsense took its place as one of the basic motives. In this paper is centred on the opinions of such philosophers as Albert Camus and Friedrich Nietzsche in terms of the concept of “nonsense” and five movies chosen from American cinema with purposeful sampling method were subjected to qualitative analysis. Their means for overcoming the depression caused by meaningless and the final destiny caused by the conscious of nonsense have been examined by means of these movies.

Keywords: Absurd, Coincidence, Destiny, Albert Camus, Friedrich Nietzsche, American cinema.

Haber Etiği ve Bir Siyasi Haber İncelemesi

Özet: Medyada haber etiği ve habercilik ahlakı tartışmaları, medya tarihi kadar eski bir olgudur. İletişim teknolojisinin sağladığı imkânlarla faaliyet çeşitliliği, etki gücü ve etki alanı hızla artan basın-yayın sektörü, siyasi ve/veya mali hedefler gözeten birer araç olarak artık daha sık kullanılmakta ve ortaya çıkan etik (ve adli) sorunlar, medyada haber etiği tartışmalarının güncel kalması sonucunu doğurmaktadır. Bu çalışmada medyada haber etiği konusu, siyasi bir haber (bir siyasi parti genel başkanına dönük şiddet eylemi haberi) çerçevesinde ele alınmış; olayın farklı siyasi duruşlardaki bazı medya organları (gazeteler) tarafından haberleştirilme biçimi, belirli kıstaslar altında toplanan veriler eşliğinde, haber etiği perspektifiyle ve karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapılan inceleme sonuçlarına göre, özellikle bazı gazetelerde söz konusu haberin sunuş biçimi üzerinde medya organlarının siyasi pozisyonlarının etkili olabildiği gözlemlenmiştir.

Anahtar kelimeler: Medya, Haber etiği, Siyasi haber, Basın ahlakı, Tarafsızlık.

News Ethics and An Analysis of a Political News

Abstract: Debates on ethics in media and journalism has a long-standing history, just as the history of media. Due to the opportunities provided by communication technologies, power, influence and functions of the press and media increase and so that play an instrumental role in maximization of the political and/or financial ambitions of political or economic actors. Hence, debates on news ethics continue forever to be a major issue. This study focuses on ethical issues in the news and more specifically political news; elaborates on a news about the violence that a political party leader faced in Turkey, and analyzes how media (newspapers) from different political views reflected the case. As a result of the study, it has been observed that newspapers presented the event largely according to their political positions and worldviews.

Keywords: Media, News ethics, Media ethics, Objectivity.

Moral Özneden Yurttaşa: Kant’ın Pratik Felsefesinde Öznenin Evrimi

Özet: Bu makalede modern hukuk felsefesinin temel meselelerinden biri olan hukuksal özne kavramsallaştırmasına odaklanacağız. Modern hukuk felsefesinde, temel başlangıç noktası modern hukukun öznesinin tanımı ve onun moral ve hukuksal karakterinin tasviri olmuştur. Bu nedenle bu konuyla ilgili mesele “insanların ahlaksal biçimde nasıl bir arada yaşayacakları” sorusunu içeren ahlaksal alanda başlar ve “insanların bir arada normatif biçimde nasıl yaşayacakları” sorusuyla hukuk alanında devam eder. Her iki tartışma da hem ahlakın hem de hukukun temel ilkeleri olan özgürlük, eşitlik, otonomi, haklar ve hukuksal-politik katılım kavramlarına dayanır. Bu andan itibaren, Immanuel Kant’ın pratik felsefesi tartışma açısından büyük önem teşkil etmektedir. Çünkü Kant hukukun temel ilkelerini ahlaksal bir temele yerleştirmiş ve evrensellik, özgürlük ve hak kavramlarını bu bağlamda tartışmıştır. Bu yüzden Kant tarafından ele alınmış olan ahlak ve hukukun temel kavramlarını incelemeye çalışacağız. Bu çaba bize hukuksal öznenin modern karakterini aramamızda ve demokrasi eleştirisini de içeren çağdaş hukuk ve politika tarafından eleştirilmekte olan modern hukuk ve politikayı anlamamızda yardımcı olacaktır.

Anahtar kelimeler: Özne, Birey, Yurttaşlık, Özgürlük, Eşitlik, Hukuk.

From Moral Subject to Citizen: Evolution of the Subject in Kant’s Practical Philosophy

Abstract: In this essay, we will focuse on the conception of “legal subject” that is the one of the main issues of modern philosophy of law. In moderns philosophy of law, the main starting point has been describing legal subject of the modern law and the description of its moral and legal character. That’s why the issue about it has started with moral field included the question of “how people live together morally”. And this discussion has continued to legal field with the question of “how people live together normatively”. Both discussion is base on the conceptions of the freedom, equality, autonomy, rights and legal and political partipication which are always main principles of both moral and law. From this moment Immanuel Kant’s practical philosophy is of the great significant in terms of the discussion. Because Kant established the main principles of law in moral ground and he discussed on the conceptions of freedom, universality and right in this context. That’s why we attempt to seek the main conceptions of moral and law which were took into consideration by Kant. This attempt will assist us to see modern characters of legal subject and to understand the modern law and politics which has been criticised by contemporary theory of law and politics which also included the criticism of democracy.

Keywords: Subject, Individual, Citizenship, Freedom, Equality, Law.

Dilemmas of Democratization in Turkey with Special Reference to “Modernization From Above”

Abstract: The social and political structure of the Ottoman Empire and the basic principles upon which the Turkish modernization was established are to be strictly scrutinized in order to understand the problems concerning the institutionalization of democracy in Turkey. In this article, which covers the period from the establishment of the new state to 1980s, it is argued that the implementation of the “modernization from above” has undermined the consolidation of democratic institutions. That the politics in Turkey has a narrow social base exaggerated the question of institutionalization and widened the controversy between the political/bureaucratic/ military elite and the people. The populist policies which were favored especially by Democrat Party and its heirs could not surmount the issue. On the contrary, reproducing patrimonial relations, it prevented the formation of a civil and political society which might be regarded as a constituting part of democracy.
Keywords: Democracy, political culture, civil society, modernization from above, Turkey

Yukarıdan Modernleşme Bağlamında Türkiye’de Demokratikleşme Çıkmazı

Özet: Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşması ile ilgili sorunların anlaşılabilmesi için Osmanlı toplum ve siyasal yapısının dikkate alınması ve Türk modernleşmesinin üzerine kurulduğu temel ilkelerin sıkı şekilde gözden geçirilmesi gerekir. Yeni devletin kuruluşundan 1980’lere kadarki dönemi kapsayan bu makalede Türk modernleşmesinin “yukarıdan aşağıya” doğru uygulanışının demokrasinin kurumsallaşmasını ve sağlam dayanaklar üzerinde yükselmesini engellediği tartışılmıştır. Siyasetin toplumsallaşamamış olması, dolayısıyla dar bir çerçeve içinde kalması bu zaafın derinleşmesine ve siyasal, bürokratik ve askeri elitle halk arasındaki karşıtlığın kronikleşmesine yol açmıştır. Zaman zaman uygulanan popülist politikalar da bu sorunu aşamadığı gibi, patrimonyal ilişkileri yeniden üreterek demokrasinin gelişimi ile sıkı şekilde bağlantılı bulunan sivil ve siyasal bir toplumun oluşumunu engellemiştir.
Anahtar kelimeler: Demokrasi, siyasal kültür, sivil toplum, yukarıdan modernleşme, Türkiye

Avrupa Birliği Uygulamaları Çerçevesinde Türkiye için İstihdam Odaklı Asgari Gelir Desteği Arayışları

Özet: Küreselleşme süreciyle birlikte yaşanan ekonomik krizler, yoksulluk, işsizlik, sosyal dışlanma gibi sorunların artmasına yol açmıştır. Yaşanan ağır sosyo-ekonomik koşullar sosyal güvenlik sistemlerinin de köklü bir kriz yaşamasına yol açmakta ve çözüm için başvurulan yöntemlerden biri de “asgari gelir desteği” olmaktadır. AB ülkelerindeki asgari gelir desteği uygulamalarına bakıldığında hem eski olması ve hem de geniş kapsamlı olması itibariyle ülkemize örnek teşkil edebileceği düşünülmektedir. Diğer taraftan, AB ülkelerinin sosyal yardım alanına ödenek ayırmakta zorlandığı ve bu sebeple özellikle 2000’li yılların başından itibaren AB ülkelerinde aktivasyon (sosyal yardım faydalanıcılarını istihdama yönelten faaliyetler) konularına önem verildiği görülmektedir.
Türkiye’de “asgari gelir desteği” uygulaması mevcut olmayıp “benzeri” uygulamalardan söz etmek mümkündür. Diğer taraftan AB uygulamalarında olduğu gibi Türkiye’de de sosyal transferlerin ve özelde “asgari bir gelir” takviyesinin yoksulluğu azaltmada etkili olabileceği ve verilecek bir asgari gelir desteğinin AB uygulamalarına benzer şekilde aktivasyon koşullu olması gerektiği düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Asgari gelir desteği, Avrupa Birliği, istihdam

Seeking the Employment Focused Minimum Income Support for Turkey in the Framework of European Union Applications

Abstract: The economic crises realized along with the globalization process have led to an increase in the problems such as poverty, unemployment, social-exclusion. The heavy socioeconomic conditions have also led to a long-established crisis on the social security systems and “minimum income support” has become one of the referenced methods as solution. When looking at the minimum income support practices in EU countries, as they were both, old and comprehensive it has been thought that they could be exemplary to our country. On the other hand, the EU countries have been in difficulties to separate allowance for the social assistance applications and therefore, especially from the beginning of the 2000s, EU countries have given an importance to the activation (the activities leading the social assistance beneficiaries to the employment) policies.
“Minimum income support” applications do not exist in Turkey, however there are “similar” applications. On the other hand, it has been thought that as in the case of EU applications also in Turkey, the social transfers and specifically the “a minimum income” support might be effective in reducing poverty and as similar to EU applications minimum income support should be given with the condition of activation in Turkey.
Keywords: Minimum income support, European Union, employment.

Asya Politik Sineması Üzerine Notlar

Özet: Sinema, diğer sanat dalları gibi, topluma ve onu etkileyen faktörlere kayıtsız kalmamış ve hangi biçim ya da dil vasıtasıyla olursa olsun yaşama ayna olma vazifesini yerine getirmekten geri durmamıştır. Sinemanın toplumu yine kendisine yansıtarak tanıtması ve onu eleştirmesi bölgeden bölgeye ve kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir. Sinema, tıpkı Lumiere Kardeşler’in sinematografından hareketle dünyaya yayılıp biçim ve dil değiştirerek yaşamını çok yönlü sürdürdüğü gibi, bugün de çeşitliliğini ve zenginliğini muhafaza etmeye devam etmektedir.
Asya politik sineması günümüzde toplumsal hareketler ve sinema ilişkisi bağlamında en özgün örneklerin ortaya çıktığı alanlardan birini teşkil etmektedir. Asyalı sinemacılar, kendi ülkelerindeki toplumsal hareketlenmeleri veya siyasi değişimleri işlerken sinemanın farklı anlatım biçimlerini kullanmışlardır. Özellikle dünyanın kanayan yarası Ortadoğu’nun sinemacılarının toplumu nasıl gördükleri ve toplumun kendi kendisini nasıl tanıması gerektiği konusunda yaptıkları çalışmalar tüm dünyada ilgiyle takip edilmektedir.
Bu çalışmada, Asya politik sineması önde gelen ülkeler bazında tek tek incelenerek, bölgelerin ve ülkelerin geçmişten günümüze gelişimleri mercek altına alınacaktır. Rus sinemasının çevre bölgesine etkisi, İran sinemasının kendine has özellikleri ve onu öne çıkaran nedenler, son olarak bu ekollerin Batılı örneklerle olan ilişkisi tartışılacaktır.
Anahtar kelimeler: Politik sinema, Asya sineması, sosyo-politik durum

Notes on Asian Political Cinema

Abstract: Cinema does not stay indifferent to the society and the factors effecting it and does not abstain from the duty for reflecting the life by means of every language and every form like the other branches of art do. Cinema’s process of introducing society by reflecting it to itself and criticizing society varies from region to region and culture to culture. In addition to the fact that cinema led a multidimensional life in different forms and languages after it spread around the world with the cinematography of Lumiere Brothers, it can be said that it still conserves its diversity and richness.
Asian political cinema can be considered as one of the most original cinema in the context of the relationship between social movements and cinema. Asian filmmakers used different forms of the cinema while choosing the social movements and political changes in their own countries as a topic in their movies. Especially, the movies produced by filmmakers from Middle East, which is at the core of attention nowadays, about how filmmakers observe society and how society should konow themselves are being followed curiously all around the world.
In this study, Asian political cinema will be analyzed in the context of leading countries in this field by focusing on the historical developments in those countries. The effect of the Russian cinema on its periphery, the original features of the Iranian cinema and the reasons why it has become prominent, and eventually the relationship between these schools and their counterparts in the western world will be discussed.
Keywords: Political cinema, Asian cinema, socio-political condition.