Avrupa Birliği’nin Görsel-İşitsel Politikası Bağlamında Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’daki Radyo ve Televizyon Yayın Hizmetlerinin Denetimi

Öz: Bu çalışmada, birçok alanda diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerine öncülük eden Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi AB ülkelerinde radyo ve televizyon yayın hizmetlerinin denetiminde görev yapan düzenleyici, izin verici ve denetleyici kuruluşlar üzerinde durulmaktadır. Çalışma, bunu, ülkelerdeki mevcut denetim sistemi ile denetleyici otoritenin görev ve yetkilerine değinmeyi ihmal etmeden ve onlar üzerine literatürdeki bilgi birikimini ortaya koyarak incelemektedir. Görsel-işitsel medya hizmetlerinin denetimine yoğunlaşan çalışmanın amacı, yapılan son yasal düzenlemeler çerçevesinde, radyo ve televizyon yayın hizmetlerinin Avrupa kıtasının dört önemli ülkesinde ne şekilde denetlendiğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, hem ülkemizde ilgili konudaki literatürün güncellenmesine hem de konuyla ilgili ileride yapılacak araştırmalara katkı sağlayacaktır. Çalışmanın AB’nin görsel-işitsel politikası ile birlikte ele alınmasının da gerekli olduğu düşünülmektedir. Zira, AB politikaları ile görsel-işitsel yayıncılık alanı arasında birbirlerini etkileyen, doğrusal bir ilişki bulunmaktadır.

Anahtar kelimeler: Görsel işitsel yayın hizmeti, Denetim, Denetleyici otorite, Avrupa Birliği, Medya çalışmaları.

Supervision of Radio and Television Broadcasting Services in Germany, France, England and Italy in the Context of Audiovisual Policy of the European Union

Abstract: This study focuses on regulatory, permitting and supervisory agencies working in the supervision of radio and television broadcasting services in EU countries, such as Germany, France, England and Italy, leading many other European Union (EU) countries in this area. The study examines this by not neglecting to address the tasks and powers of the supervisory authority and the current supervisory system in the countries, and revealing their knowledge in the literature on them. The aim of the study focused on the supervising of audiovisual media services is to demonstrate how radio and television broadcasting services in the four major countries of Europe are audited in the framework of the recent legislative arrangements. In this context, the study will contribute both to the update of relevant literature in our country and to future researches related to this topic. It is thought that it is necessary to handle the work together with the EU’s audiovisual policy. Because there is a linear relationship between EU policies and the field of audiovisual broadcasting that affects each other.

Keywords: Audiovisual broadcasting service, Supervision, Supervisory authority, European Union, Media studies.

Bios Politikos’tan Homo Economicus’a: Karşılaştırmalı Bir Perspektifle Antik ve Modern Dönemde İnsan, Ekonomi ve Siyaset İlişkisi

Öz: Bu çalışmanın amacı, Antik ve modern düşünürlerin siyaseti nasıl tanımladıklarını ortaya koyarak, tanımlar arasındaki farkların nedenini tartışmaktır. Antik dönemde, insanın doğası gereği politik bir varlık olarak tanımlanması, siyasetin bütün insani etkinlikler içerisinde en yücesi olarak görülmesine neden olmuştur. Antik düşünürler için siyaset, müşterek meselelerin eşitlerin gözü önünde tartışıldığı ve eşitsizliği dışlayan bir çoğulluk alanı olarak kavramıştır. Antik düşünür Aristoteles siyasetin amacının “iyi yaşam” olduğunu ifade etmektedir. Buna karşın Machiavelli ile başlayan modern siyasal düşünce, siyaseti, güç, iktidar ve şiddet kavramlarıyla tanımlamıştır. Machiavelli ve ardılları için siyaset, fiziksel şiddetin meşru örgütlenmesi, güç, değer ve kaynakların otorite eliyle dağıtılması şeklinde tanımlanmıştır. Antik Yunanda kamusal-siyasal alandan dışlanan şiddet, modern dünyada politik toplumu tanımlayan merkezi kavramlardan birisi haline gelmiştir. Antik dönemde siyasal varlık (zoon politikon) olarak tanımlanan insan, modern dönemde ekonomik varlık (homo economicus) olarak tanımlanmıştır. Antikler için yaşanmaya değer yaşam siyasete adanmış yaşam iken (bios politikos), modernler için ekonomik etkinlikle ilişkili hale gelmiştir. Çalışma, Antik ve modernlerin siyasal tanımları arasındaki farkın insan ve insan yaşamının amacı konusundaki farklılıklardan kaynaklandığını savunmaktadır.

Anahtar kelimeler: Siyaset, Ekonomi, Homo economicus, Bios politikos, Kamusal alan, Özel alan.

From Bios Politikos to Homo Economicus: The Relationship Between Human, Economy and Politics in the Ancient and Modern Periods with a Comparative Perspective

Abstract: The purpose of this study is to present how ancient and modern thinkers describe politics and to discuss reasons for differences seen in these definitions. In the ancient period, the identification of human being as a political entity by nature caused politics to be seen as the most supreme of all human activities. For the ancient thinkers, politics is conceptualized as a pluralist area in which the common issues are discussed by equals and also which excludes inequality. Ancient thinker Aristotle says that the purpose of politics is “good life”. However, modern political thought which began with Machiavelli identified politics with the concepts of force, power and violence. Politics is defined by Machiavelli and his successors as the legitimate organization of physical violence, the distribution of power, value and resources by authority. While in the Ancient Greece violence is excluded from the public-political sphere, It has become one of the central concepts defining the political society in the modern world. While the human being was defined as a political entity (zoon politikon) in the ancient period, it is usually seen as an economic entity (homo economicus) in the modern period. For the ancients good life means a life that is dedicated to politics; nevertheless, it has been often associated with economic activity by the moderns. This study argues that the main difference between the political definitions of ancients and moderns stem from differences between their perspectives about the aim of human and human life.

Keywords: Politics, Economy, Homo economicus, Bios politikos, Public sphere, Private sphere.

Modern Kültürde Kentten Kaçmanın ve Uzaklara Gitmenin Sosyolojisi

Öz: Bu makale bir tür kurtuluş reçetesine dönen doğaya bedensel, zamansal ve mekânsal deneyimler üzerinden odaklanmaktadır. Önceleri kent tarzı yaşamı arzulayan modern birey artık kentten sıkılmış ve yeni arayışlar içine girmiştir. Bugün bu yönelimin merkezi doğadır. Bu açıdan uzak coğrafyalar üzerinde cereyan eden geri dönüş hikâyesini tartışmanın tam vaktidir. Çünkü büyük kentlere büyük hayallerle göç edenlerin beklentileri imtihan edilmiş, düş kırıklıkları yaşanmış ve yıllar sonra terkedilen eski köyler yeniden özlenmeye başlanmıştır. Bu bağlamda mazi ve hatıra mekânı olarak doğa ve taşra el değmemiş ve bozulmamış olarak tasavvur edilmiş ve kentin mutlak bir antitezi olarak benimsenmiştir. Burada beliren ana soru bakir ve arınmış doğanın kentleşmeyi merkezileştiren modern toplum figürasyonu tarafından kapsam dışı tutulup tutulmadığıdır. Başka bir deyişle, kentte bunalan modern birey için doğaya kaçış ya da taşraya dönüş kalıcı bir çözüm mü yoksa geçici bir avuntu mudur? Tüm bu ikircikli sorunsallar bu çalışmanın çerçevesini oluşturmaktadır.

Anahtar kelimeler: Modernite, Kültür, Doğa, Kent, Kaçış

The Sociology of Escaping from the City and Going far away in the Modern Culture

Abstract: This article focuses on the nature that has turned into a kind of salvation recipe in recent years through bodily, temporal and spatial experiences. The modern individual who once desired urban-style life now gets bored of it and embarks on new quests. Today the centre of the orientation is nature. In this sense, it is high time to debate the story of returning that take places on distant geographies because the expectations of those who migrated to big cities with dreams have been tested, then they had disappointments and once left villages started to be missed again after years. In this context, the nature and province as the place of past and memory are conceived as untouched and intact and as an absolute antithesis of the city. The main question that rises here is whether or not the virgin and purified nature is excluded by the modern society figuration that centralises the urbanisation. In other words, is escaping to the nature or returning the province a permanent solution or temporary solace? All these ambivalent questions constitute the framework of this study.

Keywords: Modernity, Culture, Nature, City, Escape.

1960-1963 Dönemi İşçi Eylemlerine Aşağıdan Bakmak

Öz: 1960 sonrası yasalaşan sendikal hakların işçi hareketinin ve sendikaların bir katkısı olmadan, asker-bürokrat-aydın elitlerin çabalarıyla sağlandığı değerlendirmesi çalışma ilişkileri ve emek tarihi yazınında geniş bir yer tutmaktadır. Bu konudaki genel eğilim hakların oluşum sürecinde işçi hareketinin rolünü yok saymak biçiminde şekillenmiş olsa da kanımızca böyle bir değerlendirme eksik kalacaktır. Konu diğer boyutlarıyla birlikte incelemeye değerdir. Türkiye’de yaygın olarak tercih edilen, işçi sınıfı mücadelesini veya birikimini 1960’lardan başlatma eğilimi, o tarihte yükselen mücadelenin yalnızca Anayasa ve yasalarla bağlantılı olduğunu düşünmek anlamına gelir. Böyle bir düşünce 1960 öncesi birikimi yok saymaya, dahası toplumsal yaşamın çok faktörlü, çok yönlü ve çok düzeyli gelişim sürecini ihmal etmeye yol açacaktır. Bu çalışmada Türkiye’de 1961 Anayasası ile anayasal güvenceye kavuşturulan grevli toplu sözleşmeli sendikal hakların yasalaşma aşamasında (1960-1963) gerçekleşen belli başlı işçi eylemleri incelenerek, işçi sınıfının eylemlilik birikimi ve sürece olan katkıları ortaya konmaya çalışılacaktır.

Anahtar kelimeler: Grev hakkı, Sendikal haklar, 1961 Anayasası, İşçi eylemleri.

View of Labour Movements of 1960-63 Period from Below

Abstract: The claim that trade union rights are gained thanks to military-bureaucratic-intellectual elites instead of labour movement and trade unions after 1960 has been occupying a large place in labour relations and labour history literature. Even if the general tendency in this matter is to ignore the role of labour movement, this consideration does not seem right. The issue is worth analysing with other dimensions. Attempts to start labour struggle history in Turkey from the 1960’s mean that the rising struggles of these times were only related to the constitution and laws. Such a thought will lead to ignore all struggles happened before 1960’s on the one hand and the development process of social life with multidimensional and multidirectional perspectives on the other. This study investigates labour class union accumulation and its contribution to the process by evaluating the main labour movements in the time of recognition of trade union laws with right to strike in Turkey with 1961 constitution.

Keywords: Strike right, Trade union rights, 1961 Constitution, Labour movements.

Annelik Sanatı: Erken Cumhuriyet Dönemi Çocuk Dergilerinde Çocuğun Bedensel Kurgusu

Özet: 19 ve 20. Yüzyılda modern devlet yapılarının yükselmesine bağlı olarak ulus-devletin sınırlarının korunması, savunulması ve ekonomik kalkınma yoluyla güçlendirilmesi gibi amaçlar çerçevesinde insan faktörü ve üretken durumda olan neslin bedeni, sağlığı, üretkenlik kapasitesi devletler için gittikçe önem kazanan bir alana dönüşmüştür. Zira modern iktidar yapıları, sahip oldukları biyo politika perspektifi ile nüfusu düzenleme sorumluluğu çerçevesinde toplumların gelecek ekonomik, sosyal, siyasal refahları, güvenlikleri açısından tüm bu alanın iktidar mekanizması tarafından “düzenlenmesini” gerçekleştiriyorlardı. Bahsi geçen düzenleyici denetim mekanizmaları çerçevesinde odaklanılan konuların başında, sahip olunan nüfusun doğum, ölüm, yaşam süresi, doğurganlık oranları, genel sağlık düzeyi, salgın hastalıklar, hastalıkların sıklığı, hijyen ve beslenme gibi konular gelmekteydi.
Bu bağlamda Türkiye’de Cumhuriyet döneminde giderek güçlenen modern devletin oluşumuna paralel olarak nüfus ve nüfus ekseninde gelişen tüm süreçler devletin, temel müdahale alanlarının başında gelmiştir. Zira Cumhuriyetin kuruluş süreci öncesinde süren uzun savaş dönemlerinde, üretim ve savunma süreçlerinde aktif durumda olabilecek nüfusun önemli bir kısmının kaybedilmesi, kalanların ise güçsüz, sağlıksız, bakımsız ve salgın hastalıklarla boğuşuyor olması nüfus meselesinin, ülkenin geleceği açısından ne derece önemli bir mesele olduğunu göstermiştir.
Bu çalışmada temelde erken Cumhuriyet döneminde nüfus ve nüfusun arttırılması ve çocuklardan başlanarak toplumun sağlıklılaştırılması eksenli çabaların, çocuk dergilerine nasıl yansıdığı? Çocuk bakımı konusundaki yetersizliklerin neler olduğu? Bu yönde annelere ve ebeveynlere dönemin çocuk dergileri aracılığıyla ne gibi sağlık öğütleri, önerileri ve mesajlar verildiği? Gelecekte Cumhuriyetin yetişkin vatandaşları olacak olan çocukların gündelik hayatlarında hangi alışkanlıklara sahip olmalarının idealize edildiği sorularına yanıt aranacaktır. Bununla beraber tüm bu anlatı ekseninde ortaya çıkan ve erken Cumhuriyet dönemi nüfus perspektifinde idealize edilen çocuğun beden formunun nasıl bir beden olduğu ve bu beden yapısının, içerisinde yaşanılan siyasal ve sosyal konjonktür ile olan bağı, neden böyle bir bedene ihtiyaç duyulduğu sorunsallaştırılacaktır.
Bu çalışmada erken Cumhuriyet döneminde, devletin çocuk dergileri aracılığıyla nüfusu yeniden düzenlemesinin hangi gerekçelerle, hangi yöntem ve öneriler eşliğinde gerçekleştiğine odaklanılmıştır. Bu çerçevede ülke nüfusunun artmasının önündeki en ciddi engellerin başında yaşanan çocuk ölümleri olduğu, bunu aşamanın yolu olarak da çocuk dergilerinde annelere ve ebeveynlere sağlıklı ve zinde nesilleri nasıl yetiştirmeleri gerektiği ile ilgili yöntem ve önerilere değinilmiştir. Böylece geleceğin sağlıklı beden yapısına sahip ve sağlık alışkanlıklarını yaşamın merkezine koyan yeni bir birey ve toplum anlayışının çocuk dergileri aracılığıyla nasıl inşa edilmeye çalışıldığı ortaya konmuştur.

Anahtar kelimeler: Modern Devlet, Çocuk Dergileri, Çocuk Bakımı, İdealize Beden.

The Art of Motherhood: Children’s Bodily Construction in Children’s Periodicals Duruing the Early Republic

Abstract: In the course of the rise of modern states throughout the 19th and 20th centuries, the do¬main of the human factor and as well as the body, health, and industrious capacity of its productive generations have acquired an ever increasing significance, as to the defence and protection of the boundaries of the nation-state and its economic development. Within their bio-political perspective and responsibility to regulate the population in relation to its prospective social, political, and eco¬nomic welfares and securities, modern structures of authority were implementing the “regulation” of this particular domain through a mechanism of power. Within the framework of these regulatory mechanisms of surveillance counted particularly themes such as the population’s birth, death, li¬fe-span, fertility rate, general health status, epidemics, frequency of illness, hygiene, and nutrition.
In this context, corresponding to the ever waxing structure of the modern state, the population as well as processes pivotal to the population have constituted a major sphere of intervention during the period of the Turkish Republic. Major losses of the population, which could have been actively emp-loyed in processes of production and defence, as result of long lasting wars prior to the foundation of the Republic, added by the remainder’s struggle with unattended and epidemic illnesses, proved just how important the matter of the population was for the future of the country.
This paper mainly seeks to answer how efforts pertaining to the population, attempts to increase the population and to improve the health of society starting from its children have been reflected in children’s periodicals during the period of the Early Republic. It aims to elaborate the designated insufficiencies in child care, and the corresponding suggestions and messages directed at mothers and parents in this period by the mediation of children’s periodicals, as well as the habits children, as future citizens of the Republic, were expected to acquire in their daily life. It will moreover be explored what type of body, idealized within the population perspective of the early Republic, emerges in the light of these descriptions, and why such a type of body had been called for.
The focus of this study are the particular reasons, justifications, the methods and recommendations that have accompanied the re-regulation of society by the mediation of children’s periodicals during the period of the early Republic. In this context, child death was counted among the primary obs¬tacles to population growth, and the means to surpass this problem were the methods and recom-mendations to mothers and parents of how to raise healthy and fit children illustrated in children’s periodicals. As such, the paper reveals how a new conception of the individual and society that puts the notion of a healthy body and healthy habits at its very centre has been attempted to be constitu-ted by means of children’s periodicals.

Keywords: Modern state, Children’s periodicals, Child care, Idealized body.

Sosyal Medyada Kitle Çeviri Üzerine Bir Araştırma

Özet: Bu araştırma, Türkiye’de “Sosyal Medya Çevirileri” örneğinde yaygınlaşan ve giderek po¬püler bir eylem haline geldiği düşünülen “Kitle Çeviri (crowdsourcing translation)” yöntemini inceleme amacını taşımaktadır. Çalışmanın temel sorunsalları; kitle çeviri yöntemiyle kitlesel üretimi yapılan çeviri eyleminin giderek popüler kültür ürünü haline gelmesi, popüler zeminde üretilen bu çevirilerin kalitesi, çeviriyi üreten çevirmenlerin kimliğidir. Araştırma kapsamında sosyal medya sitelerinden Facebook incelenerek Facebook’un Türkçeye çevrilmesine katkıda bulunan gönüllü çevirmenlere 16 soruluk anket uygulanmıştır. Araştırma sonucu yapılan değerlendirmeler uygulanan anket çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Değerlendirmeler yalnızca an-ket uygulanan grupla sınırlıdır. Araştırmanın ilk bölümünde kitle çevirinin popüler kültürdeki konumu değerlendirilmiş, ikinci bölümde sosyal medya sitesi Facebook örneğinde “kitle çeviri” olgusu incelenmiştir. Araştırmanın sonunda, kitle çeviri yöntemiyle kitlesel üretimi yapılan çeviri eyleminin nasıl bir dönüşüm içine girdiği izlenmektedir. Çeviri eyleminin giderek popüler kültür ürünü haline geldiği görülmektedir.

Anahtar kelimeler: Kitle çeviri, Sosyal medya çevirisi, Gönüllü çeviri/çevirmen.

A Study on Crowdsourcing Translation in Social Media

Abstract: This research aims to examine the Crowdsourcing Translation that is supposed to become a popular action recently in the example of “Social Media Translation” in Turkey. The main problematic of the study is translation (as an action) becoming popular culture material through crowdsourcing translation; the quality of the translations produced in that popular ground and identity of translators translating. Within the research, by examining one of the social media website called Facebook, 16 question survey was conducted to volunteer transla¬tors contributing Facebook Turkish translation. The results of the evaluation have emerged in the framework of the implementation of the survey. The evaluations are limited to the groups surveyed. In the first part, the position of crowdsourcing in popular culture is studied and in the second part “crowdsourcing translation” is analyzed. At the end of the study, it has seen how translation action transformed through crowdsourcing translation and become mass producti¬on ultimately and it seems to become a popular cultural product gradually.

Keywords: Crowdsourcing Translation, Social Media Translation, Volunteer translation/translator.

“İhtiyaç” Kavramı Ekseninde Sosyal Koruma: Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı

Özet: İhtiyaç, somutlaştırılması ve tanımlanması güç bir kavramdır. Bu bağlamda, ihtiyaçların hangi ölçütlere göre belirleneceği, temel ve ileri ihtiyaçların neler olduğu, ihtiyaç içinde olanlarla olmayanların neye göre ve nasıl kesin olarak ayrılacağı gibi sorular sosyal refah ve koruma politikaları tasarlanırken sürekli sorulan ve tartışılan sorulardır. İhtiyaç temelli yaklaşım bu sorulara cevap olarak geliştirilmiş bir sosyal koruma yaklaşımıdır. Ancak genel anlamda ihtiyaç kavramının özünde bulunan sübjektif nitelikler ve içerdiği belirsizlikler nedeniyle, uygulaması kolay bir yöntem değildir. Bu nedenle, uygulamada herkesi kapsayabilmek adına “temel ihtiyaçlar” şeklinde bir daraltmaya gidilmiştir. Temel ihtiyaçlar yaklaşımının amacı, bireyin tam gelişimi için gereken fırsatları sağlamak ve bu amaçla belli gruplar için belli kaynakları tahsis etmektir. Temel ihtiyaçlar yaklaşımının özü, gerçek yaşam düzeyiyle ihtiyaçlar arasındaki boşluğun diğer alternatif yaklaşımlara göre çok daha kısa sürede ve mümkün olan en az miktarda kaynak kullanılarak doldurulmasıdır. Ancak bu yaklaşım, teoriden kaynaklanan ciddi eksiklikleri nedeniyle hak temelli yaklaşımın sağladığı sosyal koruma güvence düzeyini sağlamaktan uzak görünmektedir.

Anahtar kelimeler: İhtiyaç, Temel ihtiyaç, Sosyal koruma, Sosyal politika.

Social Protection on the Base of “Needs”: Basic Needs Approach

Abstract: Needs are not easy to define. In this sense, the questions of which criteria are applied to determine needs, what the basic and further needs are, how the ones who are in need are distinguished from the others etc. are constantly asked while designing policies of social welfare and protection. Needs based approach is a social protection mechanism which was introduced as a response for these questions. Yet, it is not an easy measure to take due to the subjective features and uncertainties in the very nature of the concept of need itself. Therefore, a conceptual restriction, in the form of “basic needs”, was applied in practice. The purpose of basic needs approach is the provision of the required opportunities in order to reach a full-development of individuals and allocate certain resources for certain groups in conformity with this purpose. The core of basic needs approach is to fill in the gap between actual living standards and needs in such a shorter time and the least resources as much as possible in comparison with other alternative approaches. This approach, however, seems far beyond the rights-based approach in the performance of the provision of social protection due to the major shortcomings stemming from the theory itself.

Keywords: Needs, Basic needs, Social protection, Social policy, Welfare.

Tüketim, Tüketim Toplumu ve Tüketim Kültürü: Karşılaştırmalı Bir Analiz

Özet: Bu makale, tüketim, tüketim toplumu ve tüketim kültürü kavramlarına odaklanmak¬tadır. Bu kavramların literatürde nasıl tanımlandığına değinerek, karşılaştırmalı bir analizi¬ni sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu makalede tüketim olgusu başta olmak üzere, tüketim toplumu ve tüketim kültürünün günümüzde ne ifade ettiğine odaklanılmaktadır. Bu bağlamda ihtiyaçların manipülasyonu tezi, gösteri toplumu kuramı, reklamın bir tüketim propagandası olduğu yönündeki iddia ve tüketimin fazla ürüne sahip olmayla herhangi bir bağlantısının olmadığını ileri süren düşünce ele alınmaktadır. Tüketim olgusunun iktisadi, sosyal ve kültürel olmak üzere çeşitli boyutlarını ele alan literatürün karşılaştırmalı bir analizi üzerine kurulan bu çalışmada, sadece bir şeyler satın almanın insanları tüketici yapmadığına, insanın ihti¬yacına tekabül eden nesneleri tüketmesinin onu tüketiciye dönüştürmediğine değinilmektedir. Tüketim toplumunda, tüketimin artık ihtiyaçtan dolayı gerçekleşmediğine aksine bizzat tüketi¬min kendisinin bir ihtiyaç haline geldiğine odaklanılmaktadır. Böyle olduğu için de insanların artık kültür yaratmadıklarına “tüketim kültürü”nün nesnelerine eklemlenerek kendilerini var ettiklerine dikkat çekilmektedir. Bu doğrultuda genel olarak çağımızın artık tüketim kültürü¬nün hüküm sürdüğü bir çağ olduğu iddia edilmektedir. Bireyin artık tüketimle, kültürüne dair bir ifade biçimi ortaya koymadığı tam tersine artık tüketim nesnesinin kendisinin birey için bir imaj ve mesaj iletimi halini almış olduğu tartışılmaktadır. Bu anlamda tüketim kültürünün, kendi kültürünü her yere sirayet ettirmiş olduğu gösterilmektedir.

Anahtar kelimeler: Tüketim, Tüketim kültürü, Tüketim toplumu, Birey, Baudrillard.

Consumption, Consumption Society and Consumption Culture: A Comparative Analysis

Abstract: This paper centres on the notions of consumption, consumption society and consumption culture. It seeks to present a comparative analysis by addressing the ways these notions have been defined in the literature. The paper moreover focuses on the contemporary meanings of these notions, with a prior focus on the consumption phenomenon. In this context, the manipulation of needs thesis, the society of spectacle theory, the claim that advertisement is a means to boost consumption and the notion that consumption is not related to the amount of purchased goods are tackled in this work. Based upon a comparative analysis, which addresses the social, cultural and economic dimensions of the consumption phenomenon, it touches upon the notion that the mere purchase of goods and their mere consumption in proportion to a person’s needs does not automatically qualify people as consumers. It focuses on the point that in consumption society consumption does not accrue out of a need anymore; instead consumption itself becomes the need in consumption society. Consequently, people realize themselves not anymore by producing culture, but by being merely added to the very objects of “consumption culture”. As such, this paper argues that our age largely corresponds to an age dominated by consumption culture. Through consumption, the individual ceases to produce expressions relating to its culture. On the contrary, the commodity of consumption itself becomes the image and communication vehicle of the individual. The study thereby seeks to demonstrate the extent to which consumption culture has spread its very own culture into all areas of life.

Keywords: Consumption, Consumption Culture, Consumption Society, Individual, Baudrillard.

Parlamenter ve Başkanlık Sistemiyle Yönetilen Ülkelerde Gelir Dağılımı Eşitsizliği ve Yoksulluk

Özet: Bu makalede parlamenter, başkanlık ve yarı başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler gelir dağılımı eşitsizliği ve yoksulluk bakımından incelenmektedir. Bu şekilde, yönetim sistemlerinin avantaj veya dezavantajlarına dair hipotetik tartışmaların aşılması, somut araştırma sonuçları üzerinden yönetim sistemlerinin niteliğine dair daha rafine bilgiye ulaşılması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk kısmında, dünyada hangi ülkelerin parlamenter sistemle, hangilerinin başkanlık ve yarı başkanlık sistemleriyle yönetildiği belirlenmiş ve tasnif edilmiştir. İkinci bölümde, yüz elliden fazla ülkenin gelir dağılımı eşitsizliği – Gini Endeksi (Dünya Bankası tahmini) yönetim sistemlerine göre gözden geçirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise Oxford Yoksulluk ve İnsani Gelişme Girişimi’nin Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi’ndeki yüz bir ülkenin yoksulluk seviyesi rakip siyasi sistemlere bağlılıkları açısından incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, parlamenter sistemle yönetilen ülkelerde gelir dağılımı eşitsizliğinin daha az olduğu, bu ülkelerin benzer şekilde yoksulluk açısından da daha olumlu durumda olduğu tespit edilmiştir. Başkanlık ve yarı başkanlık ülkelerinin ise bilakis her iki kategoride de olumsuz durumda bulunduğu belirlenmiştir.

Anahtar kelimeler: Parlamenter sistem, Başkanlık sistemi, Yarı başkanlık sistemi, Gelir dağılımı eşitsizliği, Gini endeksi, Yoksulluk.

Inequality of Income Distribution and Poverty in Countries Governed by Parliamentary and Presidential Systems

Abstract: In this article, parliamentary, presidential and semi-presidential governments are examined in terms of inequality of income distribution and poverty. In this way, it is aimed that hypothetical discussions about the advantages or disadvantages of political systems can be overcome and more refined knowledge about the nature of political systems can be reached through the concrete results of the analyses. In the first part of the study, it is determined and classified which countries in the world are governed by parliamentary system and which are governed by presidential and semi-presidential systems. In the second part, inequality of income distribution, measured by Gini Index (World Bank estimate) in more than one hundred and fifty countries of the world are reviewed and compared by parliamentary, presidential and semi-presidential systems. And in the third part, the poverty levels of one hundred and one countries in Multidimensional Poverty Index, which is developed by Oxford Poverty and Human Development Initiative, are assessed in terms of their affiliation to the competing political systems. According to the results of the study, it is found that inequality of income distribution is less in the countries governed by the parliamentary system, and in a similar way, it is more favorable in terms of poverty. Presidential and semi-presidential countries were found to be in somewhat negative condition in both categories.

Keywords: Parliamentary system, Presidential system, Semi-presidential system, Inequality of income distribution, Gini index, Poverty.

XVI. Yüzyıl’da Osmanlı İmparatorluğu’nda ve İngiltere’de Vergi Toplama Usûlleri

Özet: Bu çalışmada sosyal hayat ve devletin vergi toplama sorunu arasındaki ilişki İngiltere ve Osmanlı İmparatorluğu örnekleri mukayese edilerek anlatılmaya çalışılmaktadır. İktisat tarihi çalışmalarında kurumların etkisi son yıllarda öne çıkmaktadır. Ortaçağ Avrupa’sının yaşadığı sosyo-ekonomik dönüşümler ve kırılmalar uzun süreçte Avrupa lehine işleyen bir sistem oluştururken, Osmanlı İmparatorluğu’nun geleneksel bir toplum düzeni içinde biçimlenen iktisadi kurumları daha farklı bir model üzerine kurulu olduğu için kurumların devamlılığı sağlanamamıştır. Hiç şüphesiz kurumlar ve devletin mali politikaları arasındaki bağlar bu sürecin belirlenmesinde etkili olmuştur. Makalede iki sistem arasındaki uygulamalar dikkate alınmak suretiyle kurumlar ve vergi toplamayla ilgili yeni bakış getirilmeye çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Kilise, Aristokrasi, Vergi, Tüccar, İmparatorluk ekonomisi, Ortaçağ.

Tax Collection Methods in the Ottoman Empire and England in XVIth Century

Abstract: In this study, relationship between social life and tax collection problem of government is aimed to explain with comparison between examples of England and Ottoman Empire. In recent years influence of institutions in economic history studies became prominent. While socio-economic transitions and breakings in Medieval Europe created a system which works for the Europe’s benefit; Ottoman Empire’s economic institutions’ which took form in a traditional societal order couldn’t maintain because they built on a different model. Undoubtedly bonds between institutions and fiscal policies of government were effective on specification of this process. In this paper, a new perspective built about institutions and tax collection in order to considering these two systems.

Keywords: Church, Aristocracy, Tax, Merchant, Economics of empire, Middle Age.